HUKUK FAKÜLTESİ SIRALARINDAN ABD’DEKİ YAZ KAMPINA UZANAN BİR ÇALIŞMA SERÜVENİHUKUK FAKÜLTESİ SIRALARINDAN ABD’DEKİ YAZ KAMPINA UZANAN BİR ÇALIŞMA SERÜVENİHUKUK FAKÜLTESİ SIRALARINDAN ABD’DEKİ YAZ KAMPINA UZANAN BİR ÇALIŞMA SERÜVENİHUKUK FAKÜLTESİ SIRALARINDAN ABD’DEKİ YAZ KAMPINA UZANAN BİR ÇALIŞMA SERÜVENİ
  • PROJE HAKKINDA
  • PROJE YÖNETİCİSİ HAKKINDA
  • İZLENİMLER
  • PAYLAŞIMLAR
  • KATEGORİLER
    • Hukuk Uygulaması
    • Hukuk Öğretimi ve Eğitimi
    • Hukuk ve Globalleşme
    • Hukukta Yöntem
    • Hukuki Yazma Becerileri
    • Uzmanlaşma
    • Yurtdışında Hukuk Eğitimi
  • KATILIM
  • ÜYE OL
  • İLETİŞİM
  • English
✕
Kimden: AYSU SANATÇI
Tarih : 27 Ekim 2024
Kime : Genç Hukukçu
Konu : HUKUK FAKÜLTESİ SIRALARINDAN ABD’DEKİ YAZ KAMPINA UZANAN BİR ÇALIŞMA SERÜVENİ
Konuk Yazar Hakkında

Amerika Birleşik Devletleri’ne (“ABD”) bir kez daha gidecek olmanın verdiği heyecanla valizimi hazırlarken, bir yandan da içimi kemirmeye devam eden bir soruya yanıt arıyordum: Hukuk öğrencisi olarak son yaz tatilimi de hukukla ilgisi olmayan bir deneyime ayırmak zaman kaybı mıydı? Bu soruyla ilk kez, ABD yolculuğum öncesinde vedalaşmak için İstanbul Hukuk’tan bir arkadaşımla buluştuğumda yüzleşmiştim. Fakülte arkadaşlarımın çoğu özellikle de son yaz tatillerini hukuk bürolarının ve şirketlerin staj programlarında çalışarak ya da yurtiçindeki ve yurtdışındaki üniversitelerin hukuk yaz okulu programlarına ve seminerlerine katılarak değerlendirirken, benim ikinci kez tüm yaz tatilimi bölümümle hiçbir ilgisi olmayan bir gençlik kampında çalışarak geçirecek olmam arkadaşımı tedirgin etmiş olmalıydı ki, bana bu seçimi bir zaman kaybı olarak görüp görmediğimi sormuştu. Beni hazırlıksız yakalayan bu soruya o anda sadece ‘hayır’ cevabını verebilmiş ancak neden zaman kaybı olmadığını kendisine (ve belki de kendime) tam olarak açıklayamamıştım. 2024 yılının yaz aylarında ABD’de yaşadığım her deneyimde bu soruya cevap aramaya devam ettim. Her seferinde de iki yaz üst üste yaptığım bu seçimin aslında bir zaman kaybı olmadığı, aksine hem kişisel hem de mesleki geleceğim için iyi bir yatırım olduğu sonucuna vardım.

Nedenini merak ediyorsanız, toplam altı aylık ABD yaz kampı serüvenimin beni bir hukukçu adayı olarak nasıl olgunlaştırıp geliştirdiğini sizlerle paylaşmak ve bu sayede arkadaşımın sorusunu geç de olsa cevaplandırmak isterim.

 

SUMMER WORK TRAVEL PROGRAM

Ben bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak 2023 ve 2024 yıllarının yaz aylarında, Summer Work Travel Program (“SWTP”) ile ABD’ye gittim. Bu program, ABD dışında bulunan akredite yüksek öğretim kurumlarında tam zamanlı eğitim almakta olan üniversite öğrencilerinin geçici iş ve seyahat fırsatları aracılığıyla ABD’deki insanlarla kültürlerini ve fikirlerini paylaşmak için ABD’ye gelmelerine imkân tanıyan hükümet destekli bir program. SWTP aynı zamanda da yaz tatillerini ABD’de yaşayarak ve çalışarak geçiren üniversite öğrencilerine ABD’deki insanları ve kültürleri tanıma, onların yaşam tarzını deneyimleme olanağı da sunuyor.

İşte ben de SWTP’nin bir türü olan kamp danışmanlığı programının (Camp Counselor Program) bir parçası olarak iki yaz ABD’de kamp danışmanı olarak çalıştım. Bu program ile 6-16 yaş aralığındaki Amerikalı çocuk ve gençlerin yaz döneminde bilim, sanat, spor vb. alanlarda düzenlenen yaratıcı ve eğitici aktivitelerle yeni beceriler kazanmalarının sağlanması hedefleniyor. Kamp danışmanlarının temel sorumluluk alanlarını; katılımcılarla ilgilenmek, onlara rehberlik etmek, kendi ilgi/uzmanlık alanlarına göre aktiviteler düzenlemek gibi faaliyetler oluşturuyor.

Ben de yaz kampında katılımcılara, hobi olarak ilgilendiğim seramik ve çömlek yapımı üzerine eğitimler verdim, çeşitli yaratıcı aktiviteler düzenledim ve diğer kamp danışmanları ile iş birliği yaparak kamp danışmanlığının diğer temel görevlerini yerine getirdim. Kamp danışmanları kamp süresince çalışmalarının karşılığında ücretsiz konaklama ve yemek hizmetlerinden faydalanmanın yanı sıra düşük miktarda da olsa gelir de elde edebiliyorlar. Pasaport, vize ve danışmanlık ücreti ile ulaşım ve sair kişisel harcamalar ise kamp danışmanı olarak çalışan üniversite öğrencisi tarafından karşılanıyor.

 

YOĞUN ÇALIŞMANIN ARDINDAN GELEN BAŞARI VE TATMİN HİSSİ

Yabancı bir ülkede, ABD’de, gençlerin ağırlıklı olduğu bir yaz kampında farklı ülkelerden üniversite öğrencileriyle birlikte çalışmak zevkli ve eğlenceli olduğu kadar disiplin ve yoğun çaba da gerektiriyordu. Çalıştığım süre boyunca sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar devam eden yoğun bir iş temposu içindeydim. Seramik ve çömlek yapımının dikkat gerektiren ve yüksek el ve göz koordinasyonu isteyen bir süreç olması, üstelik bu işi küçük yaşlardaki katılımcılara öğretiyor olmak ve onlara her adımda yardım etme gereği, kamp danışmanlığı görevimi daha da zorlu hale getiriyordu. Ancak, her başarılı etkinliğin sonunda katılımcıların ortaya çıkardıkları ‘amatör’ eserleri ve yüzlerinde beliren mutluluğu görmek bana tüm yorgunluğumu ve yoğunluğumu unutturuyordu. Başarı hissi ve yoğun tatmin duygusunun benim için büyük bir motivasyon kaynağı olabildiğini gördüm. Hiç alışık olmadığım bir ortamda sadece var olmaya değil aynı zamanda başarılı olmaya da çalışmak mesleki anlamda nasıl ilerleyeceğimden tam emin olmadığım bu dönemde beni avukatlık mesleği üzerinde farklı açılardan da düşünmeye sevk etti. Avukatlık mesleğinde sıklıkla karşılaşılan zorlu süreçlerin sonunda ulaşılmak istenilen noktaya varabilmenin sağlayacağı tatmin duygusuyla mesleğin anlam kazanacağına inancım ve avukatlığın benim için uygun bir seçim olduğu yönündeki düşüncelerim bu sayede iyice netleşti. Kamp çalışma ortamında geliştirdiğim bu bakış açısı ve pekiştirdiğim çalışma disiplini ile sorumluluk bilinci sayesinde, ileride bir hukukçu (avukat) olarak deneyimleyeceğim yoğun iş temposuna daha rahat uyum sağlayabileceğimi düşünüyorum.

 

KONFOR ALANININ DIŞINA ÇIKABİLME CESARETİ

Yaşadığım deneyimin en zorlu yanlarından biri; alışık olduğum çevreden ve destek sistemlerinden çok uzakta, tamamen yabancı bir yerde tek başıma yaşamaktı. Üniversiteyi doğduğun veya büyüdüğün yerden farklı bir şehirde okumak ile kuş uçuşu yaklaşık 10,205 km uzaktaki bir kıtada bambaşka bir kültür içinde var olmaya çalışmak arasında ne derece büyük bir fark olduğunu bu süreçte çok net şekilde anlamış oldum.

Bu farklılığın en somut örneklerinden birini, yaşadığım bir sağlık problemi nedeniyle hastaneye gitmem gerektiğinde deneyimledim. Tanımadığım bir sistemde yön bulmaya çalışmak oldukça stresliydi. Sadece hastaneye gidebilmek için dahi bana tamamen yabancı olan sağlık sisteminin işleyişini detaylıca araştırmam ve anlamam, sonrasında sigorta ve sağlık kuruluşlarıyla iletişim kurarak gerekli tüm prosedürleri tek başıma halletmem gerekti. Buna benzer pek çok durum, beni konfor alanımın dışına çıkmaya, sakin kalarak düşünmeye, çözümler üretmeye ve çoğu durumda da yaratıcı olmaya sevk etti. İlk zamanlarda oldukça sıkıntı çekmiş olsam da zorlukların üstesinden gelerek süreci yönetebildiğimi görmek cesaretimi ve özgüvenimi önemli düzeyde yükseltti. Hatta kendimi daha iyi tanımama da aracı oldu. Her bakımdan dayanıklılığımı güçlendirmemin, meslek hayatımda karşılaşacağım kriz anları ve belirsizlik hallerinde de mümkün olduğunca soğukkanlılığımı koruyarak yaratıcı çözümler üretmeye odaklanmanın önemini kavradığımı düşünüyorum.

 

FARKLI KÜLTÜRLERLE İLETİŞİM ve ETKİLEŞİM

Kamp süresince, dünyanın farklı yerlerinden gelen her yaştan insanı yakından tanıma şansı buldum. Kültürel farklılıkların insanların davranışlarına, düşünce yapılarına ve olayları değerlendirme ve tepki verme tarzlarına nasıl yansıdığını gözlemledim. Bu deneyim öncelikle ‘çeşitliliğin’ önemini ve fonksiyonunu kesinlikle daha iyi kavramama yardımcı oldu. Farklı milletlerden ve kültürlerden gelen insanlarla iş birliği yapmak ise kültürel farklılıkları yönetmeyi öğrenmemi sağladı.

Kozmopolit çalışma ortamının bir diğer önemli getirisi ise yaşanan bir olay karşısında -yetiştikleri kültürün de etkisiyle- farklı ve bazen de zıt görüşlere sahip insanlar arasında uzlaşma sağlanabileceğini deneyimleyerek öğrenmem oldu. Uzlaşmanın da ötesinde, farklı bakış açılarını yargılamadan anlamaya çalışmanın, farklı görüşlere ve öğretilere saygı duymanın ortak üretim ve verimlilik bakımından ne kadar vazgeçilmez ve değerli olduğunu anladım. Böylesine çeşitliliğe sahip bir ortamda daha da geliştirdiğim empati, uzlaşma ve uzlaştırma becerilerimi gelecekte hem kişisel hem de profesyonel hayatımda etkili bir şekilde kullanacağıma eminim.

 

KÜLTÜRLER ARASINDA BİR KÖPRÜ GÖREVİ GÖREN İNGİLİZCE’NİN ÖNEMİ

ABD’de geçirdiğim süre boyunca anadili İngilizce olan ve anadili olmamakla birlikte bu dili yetkinlikle kullanan pek çok kişiyle İngilizce iletişim kurmak zorunda kaldım. Zorunluluk diyorum çünkü kamp ortamında sorumluluklarımı yerine getirmek ve başarılı olabilmek için iletişimin tek yolu buydu. İlk başlarda stres kaynağı olmakla birlikte bu zorunluluk giderek zevkli hale gelen bir gelişim sürecine dönüştü. Neticede İngilizce dil yeterliliğim özellikle pratik kullanım bakımından kesinlikle bir üst düzeye çıktı diyebilirim.

Diğer taraftan, yeni arkadaşlarıma Türkiye’de bir hukuk öğrencisi olarak neler yaptığımı, staj tecrübelerimi ve hukukun hangi alanlarıyla ilgilendiğimi anlatırken oldukça zorlandığımı fark ettim. Gündelik konuşmalarda İngilizceyi rahat ve akıcı bir şekilde kullanabilmeme rağmen hukuk terminolojisine yeterince hâkim olamadığımı ve mesleki sohbetlerde kendimi yeterince ifade edemediğim açıktı. Bu sayede İngilizce mesleki dil yeterliliğimi geliştirmek üzere acilen planlama yapma gerekliliğini hissetmiş olduğum için de kendimi şanslı sayıyorum.

 

BİR SERÜVENDEN DAHA FAZLASI: GELECEĞE ATILAN BİLİNÇLİ ADIMLAR

SWTP’nin parçası olmak, çocukluğumdan beri Hollywood filmlerinde izlediğim Amerikan hayatını deneyimlemek, dünyanın farklı yerlerinden gelen onlarca kişiyle arkadaşlık kurmak, birlikte zaman geçirmek ve iş birliği yapmak her iki yılda da unutulmaz bir serüvendi. Ancak, aynı zamanda da beni hem kişisel hem de profesyonel anlamda geliştiren ve dönüştüren bir yolculuktu. Bu yolculuk bana yeni beceriler kazandırmanın yanında sınırları aşan bir vizyon geliştirme bilinci de kattı. Bu bilinçle, profesyonel kimliğimi şekillendirmek ve hedeflerime ulaşmak için daha stratejik adımlar atmaya hazırım.

Ayrıca bu süreçlerde, mesleki gelişim için akademik bilgilerin yanında kişisel ve sosyal becerilerin de ne kadar önemli olduğunu kavradım. Günümüzde özellikle yurt dışı yüksek lisans ve iş başvurularında, akademik başarının tek başına yeterli olmadığı, gönüllülük esasına dayanan işlerde çalışmış ve sosyal sorumluluk projelerinde yer almış olmanın kişiyi rakiplerinden ayırabildiği gerçeği karşısında kamp danışmanlığı programına katılmamın, gelecekteki başvurularımı olumlu yönde etkileyeceğine inanıyorum.

Sevgili arkadaşım, bana aylar önce sormuş olduğun soruyu bu paylaşım aracılığıyla cevaplamak istiyorum: Hukuk fakültesi öğrencisi olarak son iki yaz tatilimi SWTP deneyimi ile değerlendirmek, benim bakımımdan bir zaman kaybı değil, tam aksine bana sayısız kazanç sağlayan doğru ve stratejik bir karardı. Geriye baktığımda, ABD’deki bu çalışma deneyimimi sadece bir serüven olarak değil, aynı zamanda hayatımı ve kariyerimi inşa etme yolunda paha biçilemez bir yatırım olarak değerlendiriyorum.

Gelecekte yurtdışında çalışma hedefinden bağımsız olarak her hukuk öğrencisine, bu tarz programlara katılmalarını, konfor alanlarının dışına çıkmaktan korkmamalarını ve yeni fikirlere, kültürlere ve deneyimlere her zaman açık olmalarını tüm samimiyetimle öneriyorum.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
SİTE KULLANIM KURAL VE KOŞULLARI