8 Mayıs 2020 Cuma

Sözlü ve yazılı iletişim becerilerinin tüm hukukçular bakımından önemi büyüktür. Bu paylaşımda yazılı iletişim becerilerine odaklanacağım. Hukuk fakültesinde dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış bir hukukçu adayı uygulamaya adım atarken prensip itibariyle iyi (ya da en azından belirli oranda yetkinlik kazanmış) bir “hukuki” yazar olmalıdır. Hukuki yazma becerisi, genel yazma becerisinden farklı, daha özel bir beceridir ve hukuk sistemi bağlamında yazabilmeyi öğrenmeyi gerektirir. Bu gerekliliğin farkına varılması ilk aşamadır.

Kimden: AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
Tarih : 8 Mayıs 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : HUKUKİ YAZMA BECERİSİNİN ÖNEMİ VE GELİŞTİRİLMESİ

Sözlü ve yazılı iletişim becerilerinin tüm hukukçular bakımından önemi büyüktür. Bu paylaşımda yazılı iletişim becerilerine odaklanacağım. Hukuk fakültesinde dört yıllık lisans eğitimini tamamlamış bir hukukçu adayı uygulamaya adım atarken prensip itibariyle iyi (ya da en azından belirli oranda yetkinlik kazanmış) bir “hukuki” yazar olmalıdır. Hukuki yazma becerisi, genel yazma becerisinden farklı, daha özel bir beceridir ve hukuk sistemi bağlamında yazabilmeyi öğrenmeyi gerektirir. Bu gerekliliğin farkına varılması ilk aşamadır. Sonraki adımda yapılması gereken de hukuki yazmanın kendine özgü bir yöntem ve yapısının olduğunun bilinciyle, buna hizmet edecek yazma becerilerinin geliştirilmesidir.

HUKUKÇU ADAYI FAKÜLTE SIRALARINDAN İTİBAREN HUKUKİ METİNLER KALEME ALMAKTADIR

Her hukuk fakültesi öğrencisi birinci sınıftan itibaren öncelikle klasik usuldeki yazılı sınavlarda hukuki metinler kaleme almakta, önüne sınav sorusu şeklinde gelen hukuki uyuşmazlığı analiz ederek bulduğu çözümü gerekçeli olarak cevap kağıdına yansıtmaktadır. En azından sınavlarda yapılması gereken budur. Öğrencilik sürerken yapılan yaz stajlarında ya da mezuniyet sonrası yapılan staj esnasında ve devamında mesleğin icrası sırasında ise kurgu olmayan gerçek sorunlara ilişkin metinlerin kaleme alınması gereği ile karşılaşılmaya başlanır. Hukuk fakültesini kazanmış ve lisans eğitimini sürdüren ya da dört yıllık eğitimini tamamlamış her hukukçu adayının ya da hukukçunun, yabancı bir dilde yazma faaliyetini şimdilik bir kenara bırakırsak, hukuki metinleri hiçbir sorunla karşılaşmadan Türkçe olarak kaleme alabileceğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. (Hukuki bir metnin düzenlenmesi ve iletilmesi farklı hukuki sistemlerde (hukuki kültürlerde) farklı tarzda yapılır. Bu başlığı özellikle İngilizce olarak kaleme alınacak hukuki metinler bakımından bir başka paylaşımda ayrıntılı olarak ele alacağım.)

Sözünü ettiğim gerekliliğin farkına varılması ve yazma becerilerinin geliştirilmesi aşamalarında ciddi sorunlarla karşılaşanların sayısı oldukça yüksektir. Bazıları yazma teknik ve becerilerine ilişkin sorunları olduğunu dahi düşünmemektedir. Bazıları ise sorunun farkındadır. Bilgilerini toparlayıp sınav kağıdına (gerektiği gibi) aktaramamaktan ya da oldukça zorlandığından yakınan birçok öğrenci bulunmaktadır. Benzer şekilde, müvekkile gelen bir ihtarnameye cevap hazırlama görevi verilen bir stajyeri, bir hafta geçtikten sonra olayın ve cevabını dayandıracağı hukuki esaslara ilişkin araştırmasının içinde kaybolmuş ya da neyi nasıl yazacağını bilip gerekli elemeyi yapamadığından sayfalarca bir cevabi ihtarname hazırlamış şekilde bulmak da yüksek ihtimaldir. Ne fakülte sıralarında bir sınav esnasında, ne staj safhasında, ne de sonrasında mesleğin icrası aşamasında hukuki metinleri kaleme alma işi hiç de kolay değildir. Özellikle teknolojinin kullanımında ustalaşmış, telefonundan ışık hızıyla mesaj ya da e-posta yazmayı, yazar yazmaz da gönder tuşuna basmayı içselleştirmiş nesillerin aynı hızlı tarzı mesleki metinlerin planlama, yazım ve iletiminde de gösterme eğiliminde olduklarını söylemek sanırım yanlış bir tespit olmaz. Sonuçta ortaya, sistematiği aksayan, yazım hatalarıyla ve/veya düşük cümlelerle ve/veya kastedilmek istenenden farklı anlama gelen ifadelerle dolu sınav sorusu cevapları, e-posta mesajları, ihtarnameler ve hatta dava dilekçeleri çıkmaktadır. Hız elbette önemli bir özelliktir. Ancak hız, sadece uygun planlama yapılarak, uygun içerik ve üslupta, mümkün olduğunca da hatasız olarak kaleme alınmış metinler bakımından bir verimlilik işareti olabilir.

İYİ YAZILMIŞ BİR HUKUKİ METİN AÇIK, MÜMKÜN OLDUĞUNCA KISA VE İLGİ ÇEKİCİ BİR METİNDİR

Kafa karıştırıcı bir hukuki metin, yazarının kafa karışıklığının bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Diğer taraftan iyi yazılmış bir hukuki metnin açık, mümkün olduğunca kısa, ilgi çekici ve ikna edici olması gerekmektedir. Hukuki bir metinde içeriği oluştururken öncelikle planlama yapılmalıdır. Uyuşmazlığa ilişkin maddi vakıaların açık ve net şekilde ortaya konulmasına, ilgili hukuki kurum ve kuralların dikkatle belirlenmesine, bunların birlikte organize edilerek somut olaya uygulanmasına, ortaya konulan düşünceler arasındaki bağlantılar gözetilerek değerlendirme yapılmasına dikkat edilmelidir. Bu sürecin sonucunda ortaya çıkan metnin hitap ettiği okuyucuda gerekli inancı yaratma amacına hizmet edecek ustalıkla sunulabilmesi de aynı oranda önemli ve gereklidir. İyi yazılmış bir hukuki metinden söz edebilmek için kullanılan dilin dilbilgisi ve noktalama işaretleri kuralları, (hukuki) kelime seçimleri, hedef okuyucu kitlesine uygun hitap şekilleri vb. pek çok ayrıntının da dikkatle gözetilmiş olması şarttır.

METNİN AMACININ VE KİME/KİMLERE HİTAP EDECEĞİNİN BELİRLENMESİ ÖNEMLİDİR

Bir avukatı ele alalım. Avukat kaleme alacağı bazı hukuki metinler ile bilgilendirme yapmayı ve/veya kendi sunduklarını kabul ettirmeyi hedefler. Dava, cevap ya da temyiz dilekçeleri, ihtarname ve ihbarnameler, müvekkil bilgilendirme notları ya da duruşma raporları, herhangi bir resmi ya da özel kurum/kuruluşa arz edilen dilekçeler vb. hukuki metinler bu hedefe ulaşmak amacıyla kaleme alınır. Diğer taraftan bir sözleşme metninin oluşturulmasında olduğu gibi bir ilişkinin düzenlenmesi amacıyla da hukuki metin kaleme alınabilir. Bu hukuki metinler ile hakimler, hakemler, diğer avukatlar, stajyerler, müvekkiller, üçüncü kişiler gibi hukukçu olan ve olmayan çeşitli kişilere hitap edilmesi söz konusudur. O halde öncelikle yapılması gereken, kaleme alınacak olan hukuki metnin amacını ve hitap edeceği kişi/kişileri belirlemektir. Zira okuyucunun ne kadar hukuki bilgisi olduğu, ne bilmesi gerektiği, bir olay, olgu ya da bilginin paylaşılmasının sonraki aşamalardaki muhtemel etkileri, yine okuyucuda ne suretle inanç yaratılabileceği hususları, yazının içeriğinin ve yazım üslubunun belirlenmesi açısından çok önemlidir. Bundan sonraki adım, belirlenen içeriğin açık, doğrudan, herhangi bir muğlaklığa yer vermeyecek şekilde ve seçilen uygun üslupla yansıtılabilmesidir. Hukuki metinlerin tüm bu hususlar gözetilerek yapılan uygun planlama çerçevesinde kaleme alınması yine yöntemli hukukçuluğun bir gereğidir. 23 Nisan 2020 tarihli ve Yöntemli Hukukçuluk başlıklı paylaşımımda atıf yapmış olduğum Prof. Dr. Ernest E. Hirş’in “Pratik Hukukta Metod” isimli eserinin, hukuki yazma becerilerini geliştirmek isteyen hukukçu adayları ve genç hukukçular için de oldukça değerli bir kaynak olduğunu tekrar vurgulamak isterim.

HUKUKİ YAZMA BECERİSİ, BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ İLE PARALEL OLARAK GELİŞTİRİLMELİDİR

Literatürün taranması ve bilimsel yazma yöntemlerinin içselleştirilmesi her hukukçu bakımından bir zorunluluktur. Hukuki konularda nasıl araştırma yapılacağı, kaynakların nasıl irdeleneceği, kaynaklara nasıl atıf yapılacağı vb. birçok hususun, hukuki yazma yöntemleri ile paralel olarak ve lisans eğitiminden başlanarak hukukçu adaylarına öğretilmesi idealdir. Ancak prensip itibariyle, ülkemizde eğitim alan bir hukukçunun bilimsel araştırma ve yazma yöntemleriyle (teoride) karşılaşması ancak lisansüstü düzeyde gerçekleşmektedir. Durum bu olmakla birlikte, sadece akademiye yönelecek olanların değil, uygulamacı olmayı hedefleyen hukukçu adaylarının da araştırma yapma ve yazma becerilerini aynı paralelde geliştirmeleri çok ama çok önemlidir. Bu ihtiyacın farkına varmak da, bireysel çabayla fark yaratabilmeyi mümkün kılacaktır.

HUKUKİ YAZMA BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ BİLİNÇLİ VE PLANLI ÇALIŞMA İSTEYEN BİR SÜREÇTİR

Yazılı hukuki iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik müfredatta zorunlu dersler bulunması ve bu derslerin her bir öğrencinin, eğitmenin redaksiyon ve yönlendirmesinden bire bir faydalanabileceği şekilde organize edilmesi elbette ideal bir senaryodur. Ancak bunun hayata geçirilmesi birçok farklı etken sebebiyle kolay değildir. Bununla birlikte son yıllarda ülkemizdeki bazı hukuk fakültelerinde bu amaca hizmet eden seçimlik dersler sunulduğu görülmektedir.

Ben, mesleki (ya da kişisel) her becerinin geliştirilmesinin tek yolunun ders almaktan geçtiğini düşünmüyorum. Mesleki anlamda geliştirilmesi gereken becerilerin sözde değil özde farkına varılması ve bunun gerçekten hedeflenmesi halinde, kişisel çaba ile de önemli gelişmeler kaydedilebilmesi önünde hiçbir engel yok.

HUKUKİ YAZMA BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Atılabilecek en önemli adımlardan biri hukuki kaynakların sistemli şekilde okunmasıdır. Kanunlar, ikincil düzenlemeler, Yargıtay kararları, ders kitapları, monografiler ve makalelerde kullanılan dil, üslup, kural, düşünce ve teorilerin sıralanma şekilleri, kendi tarzını geliştirmekte olan hukukçu adayının en önemli yol göstericileridir. Ne kadar çok ve farklı kaynak okunursa, o kadar çok fayda görülecektir. Sadece notlardan çalışarak bir dersten geçer not alabilmek mümkün olabilir. Ancak bununla sınırlı kalan bir (mesleki) okuma tecrübesinin hukuki düşünme ve yazma becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlamayacağı kesindir.

Diğer taraftan, güncel hukuki sorunlara ilişkin denemeler kaleme almak, ders dışı gönüllü çalışma gruplarına katılarak hocalardan, ya da kıdemli meslek büyüklerinden planlama ve redaksiyon desteği almak da aynı ölçüde yararlı olabilecek yöntemlerdir. Ne kadar çok yazım denemesi yapılır ve düzeltmelerden de ders çıkarılır ise amaca o kadar hizmet edecektir. Bir sürü hukuki metin kaleme aldığı ve birçok düzeltmeye maruz kaldığı halde her yeni yazıya aynı yöntemsizlik ve özensizlik ile başlayan bir hukukçunun gelişebilmesi ne yazık ki mümkün olmayacaktır. Tüm bunların yanı sıra, hukuki kurum ve bunlara ilişkin kavramlara hakimiyet, bunların metnin içinde doğru şekilde ve amaca uygun kullanılabilmesini beraberinde getirecektir. Ayrıca, yazının daha “hukuki” göründüğünü düşünerek, sadelikten uzak, karmaşık cümleler ya da ifadeler kullanılması her zaman hedeflenen amaca hizmet etmeyebilir. Kullanılan sözcüklerin anlam ve kullanımlarını doğru bilmeden kullanmayı sürdürmek de yazının etkisini azaltmaktadır. Yanlış kullanım deyince aklıma gelen ilk örnek, bir şeyi elinde bulundurmak, taşımak anlamına gelen “haiz olmak” fiilinin kullanımına ilişkindir. Belirtili nesne ile kullanılması gereken bu geçişli fiil hukuki metinlerde yanlış kullanılabilmektedir. Örnek olarak, belirli özelliği haiz olunur (belirli özelliğe haiz olunmaz), parantez içindeki kullanım yanlıştır. Hukukçuların bu gibi ayrıntılara özel olarak dikkat etmesi gerekir.

Hukuki metinlerin hazırlanmasında kopyala yapıştır özelliğinin kullanılması teknolojik gelişmelerin sağladığı bir kolaylıktır. Ancak yazarların bu kullanıma özel olarak dikkat etmesi gerekir. Yukarıda değindiğim plansız hız, bu gibi kolaylıklarla bir araya geldiğinde, “ihbarname” başlığı taşıyan ihtarname ve içerisinde de “davalı” olarak yazılmış muhatap ya da yarısından çoğunda “müvekkil davalı” ifadelerini taşıyan davacı taraf dilekçesine rastlamak da daha olası hale gelmiştir. Bu gibi hataların da yöntem ve redaksiyon eksikliğinden meydana geldiğini düşünüyorum (bilgi eksikliğinden olması ihtimalini düşünmek bile istemiyorum). O halde çözüm yine yöntemli yazma ve özenli kontrol ikilisinden geçmektedir.

Tüm bu tespitler çerçevesinde (alışkanlık geliştirene kadar) aşağıdakine benzer bir hatırlatma listesi de hazırlanabilir.

• Bir hukuki metni yazmaya başlamadan önce hakkında yazılan konunun, sorunun ve tüm olguların çok iyi anlaşılmış olduğundan emin olunması ve planlama yapılması olmazsa olmaz.
• İfade edilmek istenilenin açık ve muğlaklığa yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması temel amaç.
• Argümanların sadece bir arama motorunda yapılmış aramaya dayandırılmaması, ilgili kanunlara, ikincil düzenlemelere, Yargıtay kararlarına, ders kitaplarına, monografilere ve makalelere başvurulması gerekli ve önemli.
• Başvurulan kaynaklara usulüne uygun atıf yapılmış olması zorunlu.
• Özellikle tavsiye verirken, müvekkilin sağladığı bilgi ve belgeler çerçevesinde somut durumun hukuki kurallar ve uygulama çerçevesinde değerlendirildiği ve mutlaka olacakların değil, öngörülen muhtemel sonuçların yansıtıldığının açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmesi faydalı.
• Tam emin olunmayan, gerekli kontrolleri tamamlanmamış hiçbir metni paylaşmamak esas.
• Özellikle teknolojinin hızlı kullanıcılarının, mesleki faaliyet kapsamında hazırladıkları her bir metni, en basit bir e-posta mesajını dahi mutlaka baştan sakince (birkaç kez) okumayı ve redaksiyonu alışkanlık haline getirmeleri ÇOK önemli.
• Düzeltmeler sırasında gereksiz her cümle ve hatta kelimenin çıkarılması yararlı. (Sadece düzeltme yapılmasının yeterli olmayacağı, yeniden yazmanın gerekeceği durumlarla da karşılaşılabileceği unutulmamalı!)
• Sabırla ve yeterince vakit ayırarak çalışmak tek yol. (Kıdemli bir avukatın iki saatte yazabildiği bir dilekçeye bir stajyerin ya da mesleğin başındaki bir avukatın bir haftasını vermesi ve yine de aynı düzeyde bir sonuç elde edememesi olağandır ve moral bozmamalıdır!)

Netice itibariyle bir hukukçunun her tür iletişiminde olması gerektiği gibi, yazılı iletişimi bakımından da yöntemli ve üst düzeyde özenli olması gerekmektedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki: “Verba volant, scripta manent.” Yani: “Söz uçar, yazı kalır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir