22 Mayıs 2021 Cumartesi

Yine bir mezuniyet dönemi geldi. Kimileriniz için son final dönemi yaklaşırken, kimileriniz de kısa süre öncesinde bu süreçten geçmiş ve profesyonel hayatla yeni yeni tanışma aşamasındasınız.

Kimden: AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
Tarih : 22 Mayıs 2021
Kime : Genç Hukukçu
Konu : “MEZUNİYET ÖĞÜTLERİ” ve ÖTESİ

Yine bir mezuniyet dönemi geldi. Kimileriniz için son final dönemi yaklaşırken, kimileriniz de kısa süre öncesinde bu süreçten geçmiş ve profesyonel hayatla yeni yeni tanışma aşamasındasınız.

Geçtiğimiz iki hafta, bir önceki yılda da olduğu gibi, eski öğrencilerimden birkaçının (mevcut şartlar sebebiyle bu sene de video konferans platformları üzerinden gerçekleşen) mezuniyet törenlerine ve sevinçlerine ortak oldum. Bu sayede de, kutlama heyecanına eklenerek akıllara kazınan bir “son ders” olabilecek (olması gereken ve ancak genelde olmayan!) “mezuniyet öğütleri” üzerinde yeniden düşünme şansı buldum.

1997 yılının Mayıs ve Haziran aylarını, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin mezuniyet arifesindeki dördüncü sınıf öğrencilerinden biri olarak son final dönemini ve yaklaşan mezuniyetin heyecanını yaşadığım özel bir dönem olarak anımsıyorum. Aynı dönemde Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli köşelerindeki çok sayıda öğrencinin de son final dönemi ve mezuniyet heyecanını yaşamış olduğu şüphesiz.

Bir üniversite mezuniyeti döneminin daha gelmiş olmasından ilham almış olsa gerek, dünyanın bir diğer ucundaki popüler günlük gazetelerden olan Chicago Tribune gazetesi yazarlarından Mary Schmich 1 Haziran 1997 Pazar günü köşesinde “Advice, like youth, probably just wasted on the young” başlıklı yazısını (konuşma metnini) yayınlamış. Yazarın aslında gerçekten böyle bir konuşma yapmadığını, sadece kendisine böyle bir imkân verilmiş olsa idi neler söylerdi noktasından hareketle çiçeği burnunda üniversite mezunlarına “ilham” verebilecek tavsiyeleri fiktif bir mezuniyet konuşması olarak sunduğunu yıllar sonra öğrendim. O dönemde ise benim ne dünyanın öbür ucundaki bu günlük gazeteden, ne (yıllar sonra 2012’de Pulitzer ödülü de alacak olan) köşe yazarı Mary Schmich’ten ne de 1 Haziran 1997 tarihli bu köşe yazısından haberim vardı. Ta ki film yapımcısı Baz Luhrmann’ın 1999 yılında çıkarmış olduğu albümde Mary Schmich’in söz konusu köşe yazısını uyarlayarak düşük tempolu elektronik müzik eşliğinde sunduğu “Everybody’s Free To Wear Sunscreen” isimli müzik parçasını/mezuniyet konuşmasını 2000’li yıllarda dinleyene kadar…

Kendi adıma hukuk fakültesi mezuniyeti dâhil hiçbir mezuniyetimde, “ilham kaynağı” olarak nitelenebilecek etkileyicilikte bir konuşma dinlememiş olduğumu söyleyebilirim. Aklıma kazınan bir mezuniyet öğüdü olmamıştı diğer bir ifadeyle. Bu bakımdan bu fiktif mezuniyet konuşması, ilk dinlediğim andan itibaren hem sözlerindeki incelik, derin anlam ve espriyle hem de fondaki müzikle (bana göre) uyumlu ve oldukça farklı sunuş tarzıyla beni etkilemişti. Bazı ayrıntıların o dönemde tadına tam varamamış olmakla birlikte, içerikteki birçok vurguyu hep aklımda tutmaya ve uygulayabildiklerimi de kendi hayatımda uygulamaya çalıştım. Yıllar geçtikçe içeriğe yüklediğim anlamlar da doğal olarak farklılaştı.

Boston Üniversitesi’ne ziyaretçi öğretim üyesi olarak gelmemden hemen önce Basic Concepts of Law ve Basic Principles of Contract Law isimli seçimliklerin son derslerinde sevgili öğrencilerime veda ederken de (derslerin İngilizce yürütülüyor olmasından esinlenerek) kapanışı Mary Schmich’in köşe yazısının Baz Luhrmann tarafından uyarlanmış hali olan “Everybody’s Free To Wear Sunscreen”i dinleterek ve orijinal metnini de sınıfa dağıtarak yaptım. Elbette benim de onlara söyleyebileceğim birçok şey vardı, ancak hem fazla duygusal bir ortam yaratmayı istemediğimden hem de seçtiğim fiktif mezuniyet konuşması içindeki incelikli tavsiyelerin oldukça yaratıcı ve esprili olduğunu düşündüğümden böyle bir kapanışı uygun buldum. Bende yarattığı etkiyi (en azından zamanı geldiğinde) onlarda da yaratmasını ümit ederek…

Mezuniyet aşamasında olanları içtenlikle kutluyorum.

Bu dönemde, çiçeği burnunda meslektaşlara her yönden ve farklı aşamalardaki her tür tecrübe sahibinden çeşitli mesleki tavsiyeler yağdığını tahmin edebiliyorum. Ben standart söylemden ve mesleki teknik detaylardan biraz sıyrılıp sizlere daha genel nitelikli bir iki mezuniyet dileğinde bulunmak istiyorum.


Sadece mesleki açıdan değil tüm hayatınız için bir vizyonunuz olsun!
Henüz her adımınızı detaylı şekilde planla(ya)mamış olsanız da, hangi yöne gitmek istediğinizi belirleyerek yola çıkın. Bir stratejiniz olsun ve değişime karşı korku duymayın. Ancak eklemek isterim ki, hayatta en zor olanı neyin size (yani becerilerinize, donanımınıza ve yaşamdan beklediklerinize) en uygun olduğunu bulabilmek. Uygulanacak bir formülü ve uyulacak bir zaman çizelgesi ne yazık ki bulunmayan bu arayışınızda bol şanslar dileyerek sizleri Mary Schmich’in 1 Haziran 1997 tarihli “Advice, like youth, probably just wasted on the young” başlıklı yazısıyla ve 1999 tarihli Baz Luhrmann uyarlaması “Everybody’s Free To Wear Sunscreen” ile (mümkünse orijinal versiyonlarıyla) baş başa bırakayım.

Bende yarattığı etkiyi (en azından zamanı geldiğinde) sizlerde de yaratmasını ümit ederek…

(NOT: Mary Schmich’in “Advice, like youth, probably just wasted on the young” başlıklı yazısına Google aramasıyla ve Buz Luhrmann uyarlaması “Everybody’s Free To Wear Sunscreen”in çeşitli versiyonlarına da YouTube üzerinden ulaşabilirsiniz.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir