12 Eylül 2020 Cumartesi

Bir sorunu hukukçu gözüyle incelemek, tahlil etmek, çözümlemek ve muhataba iletmek amacıyla bir araya getirip, biçimlendirerek yazılı olarak sunmak, mesleki faaliyetimizin oldukça önemli bir bölümünü teşkil ediyor.

Kimden: AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
Tarih : 12 Eylül 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : TASLAĞI “PARLAK” BİR HUKUKİ METNE DÖNÜŞTÜRMEK

Bir sorunu hukukçu gözüyle incelemek, tahlil etmek, çözümlemek ve muhataba iletmek amacıyla bir araya getirip, biçimlendirerek yazılı olarak sunmak, mesleki faaliyetimizin oldukça önemli bir bölümünü teşkil ediyor.

Kendine güvenle yazabilmek, yazarken farklı düzeylerde stratejik kararlar alarak metne yansıtabilmek, bir taslağı, her yönüyle güçlü, “parlak” bir hukuki metne çevirebilmek aslında hiç de kolay değil. Hukukçu olarak gelişirken hedeflerinizden biri de bu aşamaya gelebilmek olmalı.

Bu yolda çaba harcamakta olanlar, en çok yabancı dildeki (İNGİLİZCE) yazma faaliyetlerinde sorun yaşadıklarını, istedikleri gibi gelişme kaydedemediklerini ifade ediyorlar. Gözlemlerime göre, İngilizce mesleki yazma faaliyetlerinde sorun yaşayanlar aslında aynı zamanda Türkçe yazma faaliyetlerinde de sorun yaşamaktalar. Ancak ortaya bir şekilde anlaşılan bir metin çıkabildiği için bu kısımda sorun olmadığına inanıyor ya da en azından bir sorgulama yapmıyorlar. Bu itibarla sorunun, kullanılan dilden bağımsız olarak tüm mesleki yazma faaliyetlerinde uygulanması gereken esaslara odaklanarak ele alınmasının uygun olacağını düşünüyorum.

TASLAĞI, PARLAK BİR HUKUKİ METNE DÖNÜŞTÜRMEK

Bir taslağı, güçlü ve “parlak” bir hukuki metne dönüştürebilmek için, kullanılan dile hakim olmak esas. Dil, biz hukukçular bakımından bir iletişim aracından ziyade, hukuki düşünme sürecimizin bir unsuru.

Bunun yanı sıra, uygun üslupla yazabilmek ve yazılmış metin üzerinde düzeltme yapma yani “redaksiyon” (ya da tabiri yerinde ise metni hem içerik hem de ifade bakımından “parlatma”) aşamasına gereken önem ve zamanı verebilmek de aynı derecede önem arz ediyor.

Hukuki yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelik yapmış olduğum önceki paylaşımlarda, bu unsurlara çeşitli şekillerde değinmiş ve gelişim sürecine katkı sağlayabilecek birtakım pratik önerilere de yer vermiştim. Önceki tespit, değerlendirme ve önerimi, satır aralarında kaybolmamaları, birbirleri ile ve bu paylaşımdakilerle bağlantıları kurularak, beraberce değerlendirilebilmeleri amacıyla linkleri ile birlikte aşağıdaki özet tabloda sunuyorum.

YAZMA BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN ÖNCEKİ PAYLAŞIMLAR

Hukuki yazma becerisinin önemi ve geliştirilmesi başlıklı, 8 Mayıs 2020 tarihli paylaşımımda:

İyi yazılmış bir hukuki metnin özelliklerini, metnin amacının ve kime hitap edeceğinin belirlenmesinin planlama bakımından önemini, hukuki yazma becerisinin, bilimsel araştırma yöntemleri ile paralel olarak geliştirilmesi gerekliliğini, ele almış; gelişme aşamasında dikkat edilmesi faydalı olabilecek noktaları içeren örnek bir hatırlatma listesi paylaşmıştım.

Yabancı dilde hukuki yazma becerisinin geliştirilmesine ilişkin, 15 Mayıs 2020 tarihli ilk paylaşımımda:

İngilizce'nin mesleğimiz bakımından önemini vurgulamış,
İngilizce yeterliliğinin geliştirilmesine yönelik bazı tespit ve önerilerimi paylaşmıştım.

Yabancı dilde hukuki yazma becerisinin geliştirilmesine ilişkin, 19 Mayıs 2020 tarihli ikinci paylaşımımda:

Yabancı bir dilde kaleme alınan bir hukuki metinde verilmek istenilen bilgi ve mesajın, içerikteki iradenin doğru iletilebilmesi ve doğru anlaşılabilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken hususları ele almış; mesleğimizin icrası esnasında karşımıza çıkan durumları ve ihtiyaçları örneklerle yansıtmıştım.

HUKUKÇULUK HEM FİKİR HEM DE İFADE BAKIMINDAN ÖZEN İSTER

Yazın alanındaki teknik unsurlar, sözcükler, cümleler, paragraflar, bunlara ilişkin yapılar ve sair kurallardan oluşur. Teknik olmayan unsur yani üslup ise kişiye özgü anlatım tarzıdır. Fransız edebiyatının sembolleşmiş isimlerinden olan şair ve yazar Remy de Gourmont, Fikir Üretimi adlı eserinde, yazmanın unsurlarının, yani doğru ama dümdüz yazmanın öğretilebileceğini, ancak üslup sahibi olmanın çok az öğretilebileceğini, hatta öğretilemeyeceğini ifade eder. (Remy de Gourmont, Fikir Üretimi, Çeviren: Muammer Necip Tanyeli, MEB Yayınları, 1991, ss. 6-10.) Ustanın, edebi anlamda bir sanatçıya özgü ifade tekniği, biçimlendirme ve stile ilişkin değerlendirmesinin özünü anlayabiliyorum. Hukuki metinlerin kaleme alınması bakımından ise hukukçuların, hem yazmanın unsurlarını öğrenebileceklerini hem de “mesleki yazma üsluplarını”, anlatım tarzlarını geliştirilebileceklerini düşünüyorum.

Mesleki nüanslara her zaman yer vardır ve aslında farkı yaratan da bunlardır. Bu farkı ortaya koyabilmeyi hedefleyen, kendine güvenle yazabilmek, üsluplarını geliştirmek isteyenler için (bazılarına evvelce de değindiğimiz) dikkate alınması gereken önemli hususları listeleyelim:

KONUYA HAKİM OLMAK

Uygun üslupla yazabilmenin değişmez ön koşuluna bir kez daha dikkat çekerek başlayalım: Hakkında yazdığınız konuyu iyi bilmez, ayrıntılarına hakim olmazsanız, iyi bir iş çıkarabilmeniz de mümkün olmaz. Sadece hakim olduğunuz konuları açıklıkla, güçlü ve öz olarak ifade edebilirsiniz. O halde hangi dilde yazarsanız yazın önce hakkında yazdığınız konuya, vakıalara, ilgili kanuni düzenlemelere vs. hakim olun. Ancak gerçekten bildiğiniz konuda uygun üslupla yazabilirsiniz.

KONULARI SİSTEMLİ OLARAK ELE ALMAK

Yazdığınız konu her ne olursa olsun, konuyu/konuları sistemli olarak ele alın. Bir e-posta da yazsanız, dilekçe de yazsanız, hukuki görüş de yazsanız, fikirleriniz arasında bağlantının hiç kopmaması çok önemli.

Dilekçe, dava seyri özeti ya da hukuki görüşler vb. metinlerde, her yeni konuyu ya da sorunu ele alırken, bunlar arasındaki hem bağlantıyı hem de geçişi sağlamak amacıyla numaralandırarak ARA BAŞLIKLANDIRMA yapabilirsiniz. Ara başlıklarınız mümkün olduğunca öz olmalı ve o kısmın önemini vurgulayabilmeli.

Bu yöntem, bitirdikten sonra (tekrar tekrar) kontrollerinizi yaparken hem fikirlerinizdeki hem de ifadelerinizdeki aksaklıkları ve/veya kopuklukları daha net görebilmenize de yardımcı olacaktır.

Ayrıca ara başlıklar altında farklı bir paragrafa geçtiğinizde de, düşünceleriniz arasındaki ilişkiyi yansıtacak şekilde geçiş cümleleri kurmaya dikkat edin.

AÇIK ve ANLAŞILIR OLMAK

Açık ve anlaşılır olmak elbette önemli. Ancak gerek Türkçe gerek İngilizce kaleme alınan hukuki metinlerde, açıklık ve anlaşılırlık, belirli formalitelerin izlenmeyeceği şeklinde de anlaşılmamalı. Yazma amacı ve hitap edilen kişi/kişiler beraberce değerlendirerek profesyonel bir ton kullanımı da her zaman önemlidir.

HER BİR SÖZCÜĞÜ ÖZENLE SEÇMEK

Her sözcüğü özenle seçmek biz hukukçular bakımından vazgeçilmezdir. Hayatın genel akışında da sözcüklerimizi isabetle seçmemenin olumsuz yansımalarını görürüz. Bu etki, mesleki enstrümanı sözcükler olan biz hukukçular bakımından daha da ağır olabiliyor. DOĞRU SÖZCÜKLERİ seçmekten başka bir seçeneğimiz yok.

Doğru sözcük seçimi yabancı dildeki mesleki yazma faaliyetlerinde doğal olarak daha da zorlaşıyor. İngilizce bakımından doğru sözcük seçiminin ne derece önemli olduğu vurgusunu Amerikalı yazar, gazeteci ve mizahçı Mark Twain’e atfedilen bir alıntıyla yapalım: “The difference between the right word and the almost right word is the difference between lightning and a lightning bug.”

İngilizce yazıyorsanız, TÜRKÇE DÜŞÜNMEYİN. Online sözlüğünüzden aldığınız cesaretle “said contract” ifadesi size isabetli geliyor olabilir. Ana dili İngilizce olan bir hukukçunun ise geçmiş zaman formundaki bu fiilin böyle sıfat olarak kullanılması hususunda sizinle aynı fikirde olmayacağını söyleyebilirim. Sözün özü, İngilizce yazarken seçimler ekstra efor ister. Daha detaylı değerlendirmeler için, 29 Temmuz 2020 tarihli Yabancı Dildeki Hukuki İfadeleriniz Ancak Onları Nakleden Sözcükleriniz Kadar İsabetli ve Etkilidir başlıklı paylaşımıma atıf yapmakla yetiniyorum.

Evvelce önermiş olduğum Black’s Hukuk Sözlüğü’nün (Black’s Law Dictionary) baş editörü avukat Bryan A. Garner’ın The Redbook: A Manual on Legal Style adlı eserinde yer vermiş olduğu, ağır hukuk dili olarak nitelendirilebilecek İngilizce ifadeleri ve yerlerine kullanılabilecek sade alternatifleri içeren listeyi de oldukça yararlı buluyorum. Bu işi ciddiye alanların yararlanmalarını öneririm. (Bryan A. Garner, The Red Book: A Manual on Legal Style, Fourth Edition, West Academic Publishing, 2018, ss.239-266.)

GEREKTİĞİNDE TARZLAR ARASI GEÇİŞ YAPABİLMEK

Konuya, hitap edilen kişi/kişilere ve yazma amacınıza bağlı olarak tarzlar arası geçiş yapmak gerekli ve önemlidir. Hukukçunun üslubu, ne tür bir hukuki metin kaleme aldığına ve hitap ettiği kişi/kişilere bağlı olarak kendi içinde de nüanslara sahip olabilir. Bir örnek ile somutlaştırırsak: Avukat (A)’nın, somut olaydaki vakıaları, analiz ettiği hukuki düzenlemelerle beraberce değerlendirmesini danışanına takdim etme tarzı ile yine (A)’nın bir dava dilekçesini kaleme alırken kullandığı ve bu sebeple bir hukuki durum lehine savunucu pozisyonu almasını gerektiren ve de ikna etme amaçlı olan tarzı birbirinden farklıdır.

Konuya ve amaca hakimiyet ön koşul olmakla birlikte, tarzlar arası geçiş yapabilme becerisinin ancak sürekli ve sistemli bir şekilde farklı tarzlarda okuma ve yazma yaparak geliştirilebilmesi mümkündür. Bir başka ifadeyle, yazma alıştırmaları yapmak gelişmenin tek yoludur.

Yazabilmek için önce okumak gerekir. Kendi tarzınızı oluştururken usta kalemlerden çıkmış farklı tarzlardaki hem edebi eserleri hem de ders kitabı, monografi, şerh, makale, karar vb. hukuki eserleri sıklıkla, üzerinde düşünerek, ifade tarzlarına, sözcük seçimlerine, teknik kalıplara, tüm ayrıntılara odaklanarak okuyun.

Notlar çıkarın, konu ve tarz olarak kategorize ederek şemalar oluşturun. Öğrenme tarzınıza göre içselleştirme yöntemlerinizi kendiniz belirleyin.

Tüm bunları hem Türkçe hem de İngilizce dillerinde, bir sistem dahilinde, özenle, sıklıkla ve devamlılık arz edecek şekilde yapın.

REDAKSİYON AŞAMASINA GEREKEN ÖNEMİ VERMEK

Kaleme aldığınız hukuki metni tekrar gözden geçirip üzerinde gerekli düzeltmeleri yapmak, “parlatmak” ve iletilmeye hazır hale getirmek çok önemli bir aşamadır. Mümkün ise, sizin bakış açınıza yakın değerlendirme yapabilecek donanımda bir başka kişiden bu yönde destek alın. Farklı bir göz fark yaratır.

Ancak bunu yapmadan önce, kaleme aldığınız mesleki metinlerin (özellikle de önemli olanların) yazılı çıktısını alın ve basılı kopya üzerinden okuyun. Bu yöntemin, elektronik kopya üzerinde düzeltme yapmaktan daha işlevli olduğunu göreceksiniz.

Gerektiğini hissediyorsanız, yeniden yazmaktan kaçınmayın.

Redaksiyon aşamasına yanlızca yazım hatalarının düzeltildiği bir aşama olarak bakarsanız, büyük hataya düşersiniz. Kısa süre de olsa ara vermek, metin üzerinde tekrar düşünmek, sentezlemek, özellikle biz hukukçular bakımından çok önemli. Fikrî anlamda gözden kaçırmış ya da yanlış değerlendirmiş olduğunuz ayrıntıları fark edebilmek ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Mesleki bir metni kaleme alma faaliyetinize harcadığınız tüm çabanın üçte birine denk gelen kısmını, metninizi redaksiyona ayırmanızı öneririm. Zira metninizi bir taslaktan, her yönüyle güçlü, “parlak” bir hukuki metne dönüştürüp, farklı kılacak son dokunuş bu aşamadır.

Dil hakimiyetinin üst düzeye taşınması ve üslubun geliştirilmesi süreci birkaç ayda, mezuniyetinizde ya da bir kursu, semineri vs. tamamladığınızda sona erecek, tamamlanacak bir süreç değil. Yaptığınız her alıştırmada, önünüze gelen her yeni işte, yeni şeyler öğrenecek, gelişmeye devam edeceksiniz. Yabancılık unsuru içeren her mesleki faaliyetiniz özellikle İngilizce yazma üslubunuz bakımından size boyut katacak.

Kariyeriniz boyunca, (hangi dilde yazıyorsanız o dildeki) sözlükleriniz, dil bilgisi ve üsluba ilişkin kaynaklarınız ile yazdıklarınızı tekrar tekrar gözden geçirip düzeltme azminiz ve sabrınız hep sizinle olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir