2 Haziran 2020 Salı

Sevgili Gençler, size sevdiğim ve değer verdiğim meslektaşım sevgili Ayça Akkayan Yıldırım’ın yarattığı bu platformdan seslenmek benim için mutluluk kaynağı. Bu yazıyı beni görenleriniz, benden ders dinleyenleriniz, tanıyanlarınız okuduğu gibi tanımayanlarınız da okuyacak. Kim bilir belki daha sonra tanışacaklarımız da olacak içinizde. Umarım tanıyanlar iyi duygularla okurlar...

Kimden: SAİBE OKTAY ÖZDEMİR
Tarih : 2 Haziran 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : ZİHNİNİZİN GELİŞMESİNİN ÖNÜNE HİÇBİR ENGEL KOYMAYIN

Sevgili Gençler,

Size sevdiğim ve değer verdiğim meslektaşım sevgili Ayça Akkayan Yıldırım’ın yarattığı bu platformdan seslenmek benim için mutluluk kaynağı. Bu yazıyı beni görenleriniz, benden ders dinleyenleriniz, tanıyanlarınız okuduğu gibi tanımayanlarınız da okuyacak. Kim bilir belki daha sonra tanışacaklarımız da olacak içinizde. Umarım tanıyanlar iyi duygularla okurlar...

Sizlere hukuk ve eğitimle ilgili söyleyebileceklerim var elbette ama ben bunların da ötesinde bir söylemim olmasının daha yararlı olacağını düşünüyorum. “Ötesinde” derken bunun içinde ama daha kapsamlı. Bu seçimi çok sevdiğim yazar olan André Gide’nin otobiyografik eseri olan “Tohum Ölmezse” deki aşağıdaki cümlelerinin sizin için yararlı bir yaşam deneyimi olacağını düşünerek yaptım. Yani söylemek istediklerimi ona söyletiyorum. Gide kendini var edişini anlattığı, dikkatli okuyan herkesin eşsiz hayat öğretileri bulacağı bu değerli eserinde diyor ki:

“Hiç bir şeyden kendimi bir şey sanmak gibi çekinmediğimden, kendini beğenmişliği zihnin gelişmesinin önünde bir engel olarak gördüğümden, kendime verdiğim değeri hep geriye çekerim ve kendimi küçültmekten büyük gurur duyarım”.

Bu sözler gerek edebi gerek entelektüel değeri büyük olan Fransız çağdaş edebiyatının kurucularından sayılan büyük bir şahsiyete ait olunca üzerinde düşünülmeyi elbette daha çok hak ediyor.

Ben de bu sözlerin bana verdiği güçlü ilham ile kendini beğenmişlik gibi hem aldatıcı hem de insani olmayan bir değeri kendinize mal etmeyin diyorum. Hatta André Gide gibi, zihninizin gelişiminin önündeki engelleri o kadar bertaraf ediniz ki, bilinçli bir tercihle kendinizi küçülterek bu erdemli davranışı karakterinizin bir özelliği yapınız ve bence de gurur duyulması gereken bu özelliği kazanınız.

İnsani vasıflarınızla ilgili olan bu tavsiyem asıl önemini mesleki alanda barındırmaktadır. Değerli Yazarın belirttiği gibi kendini beğenmek “zihnin gelişmesinin önündeki engeller”den birisi, belki de en önemlisidir. Eğitiminiz ya da meslek hayatınız başarılı da olsa, biliniz ki bu başarı o anın göstergesidir; ilerinin değil. Üstelik başarınız sadece o ana ait olmakla da sınırlı değil, sizin sınandığınız alanla da sınırlanmaktadır. Sınanmadığınız alanda acaba aynı sonuçlar mı geçerli olacaktı?

Özel hukuk alanında başarı, hukuk metinlerinin ezbere bilinmesi, nerelerde uygulanacağına ilişkin fikir sahibi olunmasından ziyade; bu metinlerin birbirleriyle ilişkilerinin kurulmasında, yorumlanmasında, menfaat dengelerinin nasıl tartılacağına ilişkin fikir geliştirilmesinde yatmaktadır. Kamu hukuku alanında yorum faaliyeti daha sınırlı olsa da, başarılı bir hukukçu olmanın yolunun evrensel demokrasi kurum ve kurallarını iyi bilmekten, çağımızda hızla değişen insan haklarına ilişkin gelişmeleri iyi izlemekten, bilgiyi sürekli geliştirmekten geçtiğine inanıyorum. İşte “o ana” ilişkin bilgilerinizle, bu yetenekleri tam olarak ve ileriye dönük olarak da kazandığınızı düşünüp, kendinizi beğenerek “bir şey olduğunuz” fikri ile hareket etmeye başladığınızda zihni gelişiminizin önündeki engelleri elinizle yaratmış olursunuz. Oysa yukarıda söz ettiğim hükümler arası ilişki kurma ve yorum becerileri, evrensel gelişme ve değerleri izleme kabiliyeti ancak ve ancak süreklilik arz eden okuma, düşünme, sadece hukuk alanında değil her alanda bilgi sahibi olma ile elde edilebilecek ve salt bu şartlarla sürdürülebilirliği olan beceri ve kabiliyetlerdir.

O halde yolunuzun sürekli okuma, çalışma, sadece hukukla sınırlanmadan her alanda bilgi sahibi olma ile açık olacağını, bu özelliklerinizin mesleğinizde ne kadar yetkin olacağınızı da belirleyeceğini hatırlatarak hepinize mesleki yaşamınızla ilgili en iyiyi gerçekleştirmenizi diliyorum.

Son olarak söylemek isterim ki, başarılı ve insanlığa yararlı bir meslek hayatı mutlu insan olmakla da ilişkilidir. Mutlu insan olmak için bizden önce insanın tüm hallerini düşünerek yorum yapan, önümüzü görmemize ve yaşamı anlamlandırmamıza yardım eden edebiyatçılarla içli dışlı olmalıyız. Kitaplara ve onların açtığı ufuklara uzak kalmayın. Sevgilerimle.

3 Yorum

  1. Ağzınıza sağlık hocam.
    Sürekli, sürekli ve sürekli nitelikli okumak zorundayız. Okuduğumuzu pratiğe döküp pekiştirmek zorundayız. Yanında avukatlık stajımı yaptığım üstadımın şu sözünü hiç unutamıyorum:
    – Bir avukat her şeyi çok iyi bilemese de her şey hakkında fikir sahibi olmalıdır.
    Mezun olduktan sonra kitabı kanunu bir kenara bırakmamak gerekiyor.
    Saygılarımı sunarım.

    • Mesleğiniz:: HUKUKÇU
    • Mezun Olunan Hukuk Fakültesi: İstanbul Üniversitesi
    • Mezuniyet Yılı: 2013
  2. Merve Uyaroğlu dedi ki:

    Yazının paylaşıldığı 02.06.2020 günü 25. yaş günümü kutladım. Bir çeyrek yüzyıllık ömrü geride bırakırken değerli hocamdan aldığım tavsiyeyi de hayatıma nakşediyorum. Teşekkürler..

    • Mesleğiniz:: HUKUKÇU
    • Mezun Olunan Hukuk Fakültesi: İstanbul Üniversitesi
    • Mezuniyet Yılı: 2017
  3. Büşra dedi ki:

    ‘İfâte etme kıymetli vakti, çevir yüzünü cemâle doğru’. Hangi alanda olursa olsun bilip, öğrenip, öğrettikçe her şey daha güzel olacak. Teşekkürler Hocam 🙂

    • Mesleğiniz:: HUKUKÇU
    • Mezun Olunan Hukuk Fakültesi: İstanbul Üni.
    • Mezuniyet Yılı: 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir