26 Haziran 2020 Cuma

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) bir hukuk fakültesinde LL.M. yapmak istemenizin temel amacı bu farklı hukuk sistemi ile bu sistemin hukuki sorunlara yaklaşım tarzı hakkında profesyonel düzeyde bilgi edinmek. Aynı zamanda da bir akademik derece (LL.M. derecesi) elde etmeyi hedefliyorsunuz. Aslında bunlar görece uzun vadedeki hedefleriniz. Bu hedeflere hizmet edecek olan daha kısa vadeli hedefiniz ise derslerde başarılı olmak.

Kimden: AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
Tarih : 26 Haziran 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : FİLM ZAMANI: “THE PAPER CHASE” LL.M. PROGRAMINDA DERSLER NASIL YÜRÜTÜLÜR?

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) bir hukuk fakültesinde LL.M. yapmak istemenizin temel amacı bu farklı hukuk sistemi ile bu sistemin hukuki sorunlara yaklaşım tarzı hakkında profesyonel düzeyde bilgi edinmek. Aynı zamanda da bir akademik derece (LL.M. derecesi) elde etmeyi hedefliyorsunuz. Aslında bunlar görece uzun vadedeki hedefleriniz. Bu hedeflere hizmet edecek olan daha kısa vadeli hedefiniz ise derslerde başarılı olmak.

AKADEMİK HAZIRLIK YAPABİLMEK İÇİN NE İLE KARŞILAŞACAĞINIZI BİLMELİSİNİZ

Başarının yolu, akademik hazırlığınızı, program süresince nelerle karşılaşacağınızın bilinciyle ve kendi seçim/ihtiyaçlarınıza uygun olarak şekillendirmenizden geçiyor. Programda sunulan ders seçenekleri hakkında detaylı araştırma ve incelemeleri daha başvuru aşamasında yapmış ve seçimlerinize buna göre yön vermiş olmanız da bir diğer önemli husus.

Bu çerçevede,

• Derslerin genel anlamda nasıl yürütüldüğü,
• Mahkeme kararlarını nasıl okumanız gerekeceği,
• Karar özetlemeleri yapma yöntemleri,
• Legal Writing derslerinde kurgu hukuki uyuşmazlıklara ilişkin olarak kaleme almanız gerekecek ofis içi raporlama vs. yazma denemelerinde dikkat etmeniz gerekecek temel hususlar,
• Derslerde seçtiğiniz konularda hazırlayacağınız ödevlerin ve yüksek lisans tezinizin yazımı bakımından geçerli olacak temel araştırma yöntemleri ve atıf usulleri,
• Çalışma ve okuma gruplarının amaç ve işleyişi,
• Sınavların nasıl yürütüldüğü ve sınavlarda ne tarzda yazmanız gerektiği,

gibi hususlara aşina olmanız, işinizi büyük ölçüde kolaylaştırabilir. Bu paylaşımda derslerin yürütülme tarzını ele alalım.

SOKRATİK YÖNTEM

Derslerin yürütülme tarzı elbette hangi okulu, hangi programı ve hangi hocalar tarafından verilen hangi dersleri seçtiğinize bağlı olarak farklılıklar gösterecektir. Ancak her halükarda, ABD’deki hukuk fakültelerinde kullanılan aktif öğretim yöntemlerinin başında gelen Sokratik yöntem (Socratic method) ile tanışmış olmanız önemlidir.

Özellikle, JD öğrencilerinin ilk yıl (1L) programlarını oluşturan ve hukuk eğitiminin yapı taşları olarak nitelendirilen, Haksız Fiiller, Sözleşmeler, Medeni Usul Hukuku, Eşya Hukuku, Ceza Hukuku, Anayasa Hukuku derslerinde Sokratik yöntem uygulanır. Hem temel dersler olmaları hem de (mümkün olan eyaletlerde) baro sınavını almayı planlayanlar bakımından özel önem arz etmeleri nedenleriyle bu derslerin bir kısmı LL.M. öğrencilerinin programlarında da yer bulmaktadır. Görece daha az sayıda öğrenciyle ve daha ziyade gönüllü katılımla yürütülen uzmanlaşmaya yönelik derslerde de hocaların öğrencileri sokratik diyalog aracılığıyla yönlendirmesi söz konusu olabilmektedir.

Kökenini Antik Yunandan alan Sokratik yöntemin uygulandığı derslerde hocaların öğrencilere incelenen konuya ve davaya ilişkin sorular yöneltmesiyle başlayan süreç, öğrencilerin bildikleri ve sorulardan yaptıkları çıkarımlar sayesinde hukuki bilgiye ulaşmaları ile tamamlanır.

DERSLERE NASIL HAZIRLANMALISINIZ?

Öğrencilerin hoca tarafından derse kaldırılmaları suretiyle işlenilen bu derslerde başarılı olabilmenin yolu bu diyaloğa aktif ve verimli olarak katılmaktan geçmektedir. Bu derslerde, klasik ders anlatım sistemindeki gibi bilginin size sunulmasını beklerseniz, bu beklentiniz kısa sürede yerini kafa karışıklığına ve hayal kırıklığına bırakacaktır.

Sokratik diyaloğa aktif katılım, her ders bakımından öğrencilerin ciddi bir ön hazırlık yapmalarını gerekli kılar. Bu hazırlığın yapılabilmesi için de dönem başında detaylı öğretim programı (izlencesi) ile yönlendirme amaçlı olarak konu bazındaki okuma listeleri ve ilgili diğer malzeme dersin hocası tarafından öğrencilere ulaştırılır. Bundan sonrası öğrencilerin sorumluluğundadır.

Nasıl her hocanın kendine has bir ders anlatma stili varsa, hocaların Sokratik diyaloğu da kendilerine has bir üslupla yürütmeleri söz konusu olup, soru sorma stilleri de farklıdır. Dersin konusu ile içeriğine ve hocanın üslubuna aşina oldukça derse hazırlanmanız da, dersten verim almanız da kolaylaşacaktır. Yine de, somut hukuki sorunun/sorunların ne/neler olduğuna, somut olaydaki olgusal gerçeklere, bir mahkeme kararı inceleniyorsa (ki çoğu zaman incelenir) mahkemenin ne yönde karar verdiğine, gerekçelerine ve ortaya koyduğu ilkelere, belirli olgular farklı olsaydı bu farklılıkların sonucu nasıl etkileyebileceğine ilişkin sorular (farklı şekillerde sorulsalar da) karşılaşacağınız tipik sorulardandır. Bu çerçevede hazırlık tarzınızı, özellikle mahkeme kararlarını nasıl okumanız gerekeceğine ve karar özetlemelerini yapma yöntemlerine odaklanarak şekillendirmenizi tavsiye ederim.

DERS ESNASINDA ve SONRASINDA NELER YAPMALISINIZ?

Dersler esnasında hızla gelişen diyaloğu kelime kelime, soru soru not etmek kolay değildir. Zira bu çabayı harcarken aynı zamanda aktif bir dinleyici olmak ve söz size verildiğinde verimli şekilde katılım sağlamak iyice güçleşir. İşte iyi hazırlık yapmış olmak önemli ile önemsizi ayırmanıza yardımcı olarak buna göre notlar alabilmenizi mümkün kılacaktır. Dersin hemen sonrasında da, ön hazırlığınızı dersteki yönlendirmelerle beraberce değerlendirip, incelenen konuya/karara ilişkin hangi ilke ve kuralların ortaya konulduğunu, özellikle davalar bakımından içtihattan (emsalden) dönülüp dönülmediğini gözden geçirmeniz faydalı olabilir.

SOKRATİK YÖNTEM HEM BİR MOTİVASYON KAYNAĞIDIR HEM DE MESLEKİ OLGUNLAŞMA DENEYİMİ SUNMAKTADIR

Lisans öğrenimi sürecinde pratik çalışmalardaki (genellikle az sayıda) gönüllü katılımlar haricinde, öğrencilerin sürekli dinleyici konumunda oldukları bir sistemden gelen uluslararası bir öğrencinin, derslerin Sokratik metodla yürütülmesi tarzına alışmasının kolay olmamasının nedenlerini anlamak sanırım zor değil.

Diğer taraftan, bu sistemin sadece uluslararası LL.M. öğrencilerinin değil, JD öğrencilerinin de tabiri caizse korkulu rüyası olduğunu söyleyebilirim. Gerekli hazırlığı yapabildim mi, derse kaldırılacak mıyım, söz bana verildiğinde uygun hukuki nitelendirme, değerlendirme ve çıkarımları yapabilecek miyim vb. birçok soru, öğrenim sürecini ciddiye alan her öğrenciyi dersler öncesinde heyecanlandırmaktadır. Diğer taraftan bu yöntemin aynı zamanda büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ve alışma dönemini takiben müthiş bir mesleki olgunlaşma deneyimi yaşattığını da vurgulamalıyım.

“THE PAPER CHASE”

ABD’de LL.M. yapmayı hedefleyen öğrenci ve hukukçuların, kısaca özetlediğim bu işleyişin özellikle 70’li yıllardaki durumunu oldukça başarılı bir şekilde yansıtan, John Jay Osborn, Jr.’ın 1971 ilk basım tarihli romanı “The Paper Chase”i okumasını ve 1973 yılında yönetmen James Bridges tarafından senaryolaştırılarak aynı adla beyaz perdeye aktarılmış olan filmi de izlemelerini tavsiye ederim.

The Paper Chase, günümüzde hala ABD’de hukuk fakültelerindeki eğitim sistemine ilişkin olarak yazılmış en iyi romanlardan biri olarak kabul ediliyor. Kendisi de Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 1970 yılı mezunlarından olan yazarın, kendi hukuk öğrenciliğinden esinlenerek kaleme aldığı bu eser, Hart adında, genç ve hevesli bir Harvard Hukuk Fakültesi öğrencisine ve onun Sözleşme Hukuku dersinin sert mizaçlı hocası Prof. Kingsfield ile olan hayli zorlu ilişkisine odaklanıyor. Prof. Kingsfield’ın, ilk dersin en başında Sokratik yöntemi kullanarak ilk sorusunu (ne yazık ki!) hazırlıksız olan Hart’a sorduğu sahne ile başlayan anlatım, tempoyu düşürmeden ve baskıyı her an hissettirerek yan öykülerle de zenginleşiyor.

ZAMAN İÇİNDE DEĞİŞİKLİK VE YENİLİKLER OLDUĞU BİR GERÇEK ANCAK ÖZ AYNI

1970’li yıllar birçoğunuza çok eski tarihler gibi görünebilir ve hiç şüphesiz aradan geçen zamanda değişiklik ve yenilikler olmuştur. 2016-17 yıllarında Boston Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulunduğum süreçte, kendi LL.M. öğrenciliğimden o zamana kadar geçen 17 yılda gerçekleşmiş farklılık ve yeniliklere bizzat ben de şahit oldum. Hocaların artık çok daha ulaşılabilir olduklarını ve ilk yıl derslerinde Sokratik yöntemin uygulanması aynen sürerken, özellikle üst sınıf derslerinde derse kaldırma yerine gönüllülere söz vermenin daha çok tercih edildiğini söyleyebilirim. Diğer taraftan, öğrencilerin ilgisi, hırsı, çalışma grupları oluşturulması, dava özetlemeleri yapılması vs. şekillerdeki hazırlık yöntemlerinin ise aynen devam ettiğini gözlemledim. Derslerde her öğrencinin önünde istisnasız laptop olduğunu ve bu şekilde not tuttuklarını (hocaların çoğu ses kaydı yapılmasına rıza gösterip göstermediklerini ders yılı başında bildiriyor); hatta bazı sınavların da, İstanbul Hukuk’taki “Tam Tabaka Kağıt”a karşılık gelen “Blue Book”a yazmak yerine, online yürütülebildiğini de eklemeliyim. Bu bakımdan romandan beyaz perdeye de yansımış olan bazı aşırı dramatik vurgular gözünüzü korkutmasın.

Doğal olarak her okuyucu ya da izleyicinin çıkarımları ile yorumları farklılık arz edecektir. Yine de bu okuma ve seyir deneyiminin, ABD’deki hukuk fakültelerindeki derslerin Sokratik yöntemle işleniş tarzına, hukuk öğrencilerinin (genellikle) hedefe odaklı, hevesli ve oldukça rekabetçi oldukları gerçeğine, çalışma grupları oluşturmak suretiyle çalışma usulüne, farklı hukuk öğrencisi tiplemelerine, klasik tip final sınavlarına, kendini sözlü ve yazılı olarak ifade edebilmenin önemine, azimli ve sistemli çalışmanın olmazsa olmaz olduğuna ilişkin birçok önemli ipucunu yakalamanızı sağlayacağını düşünüyorum.

Filmi izlerken, hocanın sorduğu sorulara da odaklanmaya çalışın. Sizce yönlendirmeleri başarılı mı? Bazen önemsiz ayrıntılarda mı kayboluyor? Ne zaman gerçekten bilgi ve akıl yürütmenin harmanlanmasıyla cevaplanabilecek sorular dizisiyle diyaloğu amaca uygun yönlendiriyor?

Bu paylaşımı kaleme aldıktan sonra benzer tecrübeyi daha yakın tarihlerde yaşamış olan hukukçuların düşüncelerini de merak ettim ve LL.M. programından son yıllarda mezun olmuş birkaç genç meslektaşıma "ABD’deki LL.M. tecrübenizi göz önünde bulundurduğunuzda, “The Paper Chase”deki hukuk eğitimi tasvirini nasıl yorumluyorsunuz?" diye sordum. Farklı yıllar, farklı okullar, farklı programlar, farklı tecrübeler söz konusu olmasına rağmen hepimizin belirli bir ortak paydada buluştuğumuzu görmek benim bakımımdan da ilginç oldu. Genç yorumları aşağıda okuyabilirsiniz.

Son olarak, filmde Prof. Kingsfield karakterini canlandıran aktör John Houseman’ın, bu rolüyle 1973 yılında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oskarı’nı almış olduğunu da eklemeliyim. İyi seyirler...

"ABD’deki LL.M. tecrübenizi göz önünde bulundurduğunuzda, “The Paper Chase” deki hukuk eğitimi tasvirini nasıl yorumluyorsunuz?"

Eren Sözüer / Harvard Law School LL.M. ‘19

“Sokratik metot, Amerikan hukuk eğitiminde, özellikle de köklü hukuk fakültelerinde, temel derslerin yürütülmesindeki yapı taşlarından biri olmaya devam ediyor. Doğum yeri olması itibariyle Harvard Hukuk Fakültesi için özel önem arz eden bu metodun asıl amacı, öğrencinin derste bilgi alıcı, pasif konumdan, bilgiyi tartışma yapmakta kullanan, aktif konuma taşınmasıdır. Öğretim üyesi ise bu tartışmayı sağlama ve yönlendirme rolünü oynamaktadır. Sokratik metodun bir araç olarak kullanan kişi tarafından şekillendirildiğini unutmamak gerekir; bir öğretim üyesinin elinde oldukça verimli, katılımcı dersleri mümkün kılabilirken, başka bir öğretim üyesinin belirli öğrencilerin ders boyunca adeta sorgulanmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle Sokratik metodun hangi yöntemlerle beraber uygulandığı, öğrenci tecrübesinde belirleyici olmaktadır: "cold-call" yapılıp yapılmadığı, öğrencinin ne kadar konuşmasının beklendiği, diğer öğrencilerin katılımına açık olup olmadığı, öğrencinin verdiği cevapların ders notunda etkili olup olmadığı, tercih edilen tek metodun Sokratik metot olup olmadığı gibi. Sokratik metot çoğunlukla, öğrenci sayısının nispeten fazla olduğu, daha çok birinci sınıf öğrencileri tarafından alınan ve içtihat hukukunun belirleyici olduğu, Ceza Hukuku, Sözleşmeler Hukuku gibi derslerde uygulanmaktadır. Bu derslerde öğrencilerin derse hazırlığını ölçmek için de kullanılan bu yöntem, daha az öğrencinin bulunduğu ve belirli konulara özgülenen uzmanlık derslerinde tercih edilmemektedir. Zira uzmanlık dersleri hem multidisipliner hem de güncel meselelere ilişkin olabildiği için, mahiyetleri (hatta öğrencilerin oturma planı dahi) itibariyle katılımcı olmaktadır. Dolayısıyla bir LLM öğrencisinin Sokratik metot tecrübesinde, ne ölçüde ana hukuk derslerini aldığı ve öğretim üyelerinin yaklaşımı belirleyici olacaktır. Sokratik metot her ne kadar kulağa tedirgin edici gelebilse de, usta bir öğretim üyesi yönlendirmesiyle oldukça heyecan verici ve ödüllendirici bir öğrenim deneyimi sağlayabilmektedir.”

Defne Kahveci / Boston University School of Law LL.M. in American Law ‘18

"The Paper Chase filmini LL.M. programını tamamladıktan sonra izledim ve Amerika’daki hukuk eğitiminin ne kadar az değişim geçirdiğini gördüğümde fazlasıyla şaşırdım. Her ne kadar filmin çekilmiş olduğu 1973 yılındaki eğitim koşulları günümüzle farklılık gösterse de (örneğin, artık ders anlatmak ve not almak için bilgisayarlardan ve teknolojiden yararlanılmakta) filmde yer alan ders sahnelerinin özellikle Boston Üniversitesi’nde almış olduğum ‘‘Contracts’’ dersinde deneyimlediklerime yakın olduğunu gördüm. Filmde bahsedilen ‘‘Hawkins v. McGee’’ adlı davayı hocamızın aynı soru-cevap yöntemi (Sokratik Metod) ile işlediğini hatırlıyorum. Filmde de özellikle vurgulanmak istenen Sokratik Metod, Türkiye’de öğrenim görmüş birçok öğrenci için alışılmışın dışında bir ders işleniş biçimi olarak algılanabilir. Yüksek lisans programına başlamadan önce Yale Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi’nde almış olduğum yaz okulu eğitimleri sayesinde bu metoda aşina olduğumdan derslerde ana karakter James T. Hart’ın başından geçenleri yaşamadım. Ama birçok öğrencinin benzer problemler ile karşılaştığını yakından gözlemledim. Yine de, Profesör Kingsfield’ın öğrencileri rastgele seçerek sorular sorması, öğrencilerin derslere ve sınavlara hazırlanırken yaşamış olduğu panik ve stres ile yer yer empati kurduğumu söylemek yanlış olmayacaktır. The Paper Chase filmindeki çalışma grubunu gördüğümde aklıma ‘‘Contracts’’ ve ‘‘Corporations’’ gibi derslerim için sınıf arkadaşlarım ile birlikte oluşturduğum çalışma grupları geldi. Her ne kadar filmde her bir kişi bir konuyu seçerek onun üzerinde yoğunlaşmayı seçse de, bu yöntemden farklı olarak kendi çalışma gruplarımda herkesin birlikte çalıştığını ve konuları tartıştığını hatırlıyorum. Ancak genel olarak, filmin birçok yönüyle bana yüksek lisans eğitimimde başımdan geçen olayları anımsattığını ve filmi yüzümde bir tebessüm ile izlediğimi söyleyebilirim."

Gizem Halis Kasap / Penn State University School of Law LL.M. ‘15

“The Paper Chase filmi üzerinden yaklaşık elli yıl geçmesine rağmen ABD’deki hukuk eğitimini isabetli olarak yansıtmakta. Öncelikle ezberden ziyade analitik düşünmeyi öğreten Sokratik metot ve her öğrencinin derse hazır olarak gitme ve sorulara cevap vermesi gerekliği (cold-calling) gerçekçi olarak işlenmiş. Özellikle hukuk fakültesinin ilk yılında (1L) alınan dersler hem baro sınavında sorulması hem de iş başvuruları bakımından en önemli not ortalamasını teşkil ettiğinden filmde de gösterildiği gibi öğrenciler arasında ciddi bir rekabete yol açmakta. Dolayısıyla 1L derslerini alan LL.M. öğrencilerinin şiddeti daha az da olsa filmdeki ile benzer bir senaryo ile karşılaşmaları mümkün. Film ayrıca hukuk fakültesi öğrencileri üzerindeki baskıyı doğru yansıtmış. Eski jenerasyon profesörlerin öğrencilere karşı katı ve heves kırıcı tarzı olduğu da (hem de filmdeki gibi Contracts dersi bakımından) bizzat deneyimlediğim bir durumdu. Yeni jenerasyon profesörler bakımından daha nötr bir yaklaşım var. Son olarak da filmde geçen davaların bugün hala hukuk fakültesi müfredatına dahil olduğu ve bizdekinin aksine bağlayıcı hukuk kurallarının sıklıkla değişmediğini söylemek doğru olacaktır. Bu bağlamda örneğin Prof. Kingsfield’in dersinde işlediği 1929 tarihli Hawkins v. McGee davasını ben de 2015 yılında Contracts dersimde öğrenmiştim. Özetle, ABD’deki hukuk eğitiminin nasıl olduğunu merak edenler bakımından popüler kültürde sıklıkla adı geçen Legally Blonde (2001) filmi yerine daha gerçekçi bir yaklaşım için The Paper Chase kitabını okumalarını veya aynı adla uyarlanmış filmini izlemelerini öneririm.”

Sezgi Güler / Boston University School of Law LL.M. in Banking and Financial Law '18

“Paper Chase'teki hukuk eğitimi tasvirini, öğrencilere analitik düşünme becerisini kazandırmaya odaklı olması, tümevarıma dayalı bir öğretim yöntemini benimsemesi (Sokratik metod), öğrenciler arasındaki rekabet ve farklılıkları gerçekçi bir biçimde ortaya koyabilmesi bakımından oldukça isabetli ve güncel buluyorum. Bu yaklaşımın common law sistemi ile uyumlu olması sebebiyle Amerika’daki hukuk eğitiminin yöntem bakımından radikal bir değişikliğe uğradığını düşünmüyorum. Öncelikle, common law sisteminde hukuki problemleri tespit edebilme, kıyas ve muhakeme yeteneklerinin daha ön planda tutulduğunu gözlemliyorum. Bu sebeple, tamamen kanun ve içtihat bilgisine bağlı olmayan ve bilginin edinilmesi için hazırlık, soru cevap ve hakikati buldurma süreçlerini içeren Sokratik öğretim metodunun halen geçerliliğini koruduğu görüşündeyim. Her ne kadar bir kimsenin (genellikle adli geçmişi ile doğru orantılı olarak) kanunları ve içtihatları öğrenmesi mümkün olabilse de, “hukukçu” olabilmesi için deneyimli hocaların kılavuzluğu ile biçimlendirilmiş, sorgulayıcı, sistematik ve uyarlanabilir bir düşünce tarzını haiz olması gerekiyor. Ne yazık ki LLM programları öğrencilerin yabancı dil yeterliliğinin farklılık arz etmesi sebebiyle interaktif öğrenme biçimlerine her zaman elverişli olmayabiliyor. Son olarak, Amerika'daki hukuk eğitiminin, hocaların öğrencilerini yakından tanımaya istekli, iletişime açık ve erişilebilir olması yönünden daha öğrenci odaklı bir hale evrildiği ve öğrenci profili bakımından daha kapsayıcı ve adil bir hal almaya başladığı kanaatindeyim. Yine de toplumun her kesiminin hukuk sıraları ve kürsülerinde temsili icin daha çok zamana ihtiyaç var.”

Aysın Kadirbeyoğlu / New York University School of Law LL.M. '18

“The Paper Chase filminde ekrana taşınan Contracts Law dersinin ilk sahnesi NYU’da (ve muhtemelen tüm Amerikan hukuk fakültelerinde) işlenen Contracts Law dersini birebir yansıtıyor. O kadar ki, filmdeki Hairy Hand davası hala müfredatın ilk örnek içtihatlarından birini oluşturuyor. “Expectation damages” kavramını anlatmak için Kingsfield tarafından “cold-call” ile tesadüfen seçtiği birkaç öğrenciye sorduğu sorular da dersin işleyişine ayna tutuyor. Gerçekten de, her sınıf öncesi okunacak içtihatlar online olarak sınıf ile paylaşılıyor, tüm öğrencilerden bu içtihatları anlatabilmesi bekleniyor ve sonra hukuki sonuca varabilmek için sınıf öğrencileri arasında profesör tarafından yönetilen bir Sokratik tartışma yürütülüyor. Bu kadarı çok doğru bir gözlem olmakla beraber, gerçekte hocalar (veya hocaların büyük çoğunluğu) Kingsfield örneğindeki gibi ürkütücü ve cesaret kırıcı değiller. Evet, dersi bilmeden gitmek hocanın sizin üzerinize daha çok gelmesine hatta bazen sınıftan çıkmayı istemenize yol açıyor ama ne hocalar, ne diğer öğrenciler aşağılayıcı hareketlerde bulunmuyor. Özellikle LL.M. sınıflarında öğrencilerin çoğu pratik tecrübeye sahip oldukları için tartışmalar çok renkli ve çoğu zaman multi-jurisdictional olabiliyor. Çalışma grupları ve outline paylaşma konusundaki tespitler yine çok doğru olmakla birlikte, özellikle LL.M. öğrencileri için yeme-içmeye dahi vakit bulamayacak denli insanüstü bir çalışma temposu gerekmiyor. Fakat filmde Hart ve arkadaşının iki gün boyunca bir otel odasına kapanıp kağıt çöplüğüne çevirdikleri odada yemeden içmeden çalışması sahnesi New York Baro sınavına hazırlanan öğrenciler için bir o kadar tanıdık ve gerçekçi gelecektir sanıyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir