8 Eylül 2020 Salı

Hukuk eğitimi almakta olan veya eğitimini yeni tamamlamış bilimdaşlarıma, bu platform aracılığıyla bazı tecrübe ve tespitlerimi aktarmak ve kişisel gelişimlerine katkı sağlaması dileğiyle geleceğe ilişkin öngörü ve önerilerimi paylaşmak isterim.

Kimden: FARUK KEREM GİRAY
Tarih : 8 Eylül 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : GELECEĞİN HUKUKÇUSU KENDİNE BUGÜNDEN YATIRIM YAPMALI

Hukuk eğitimi almakta olan veya eğitimini yeni tamamlamış bilimdaşlarıma, bu platform aracılığıyla bazı tecrübe ve tespitlerimi aktarmak ve kişisel gelişimlerine katkı sağlaması dileğiyle geleceğe ilişkin öngörü ve önerilerimi paylaşmak isterim.

ÜÇ BÜYÜK GELİŞME ve HUKUKA ETKİSİ

Bilindiği üzere, yaşadığımız yüzyılda üç büyük gelişme oldu. Bunlardan ilki, uzayda ve gezegenlerde gerçekleşen coğrafi keşiflerdir. İkincisi, bio-genetik mühendisliğindeki gen terapisi ve genom düzenlemeleridir. Üçüncüsü ise yapay zeka teknolojisidir. Gelişmelerin bu kadar hızlı olduğu bir ortamda, bu türbülanstan hukuk bilimi de şüphesiz fazlasıyla etkilenmiştir, etkilenmeye de devam etmektedir. Bu ortamda hukukçular ne yapıyor? Bir yandan ellerindeki “kavram” enstrümanlarıyla yeni gelişmeleri vasıflandırırken; diğer yandan da yeni teknolojilerin hukuki alt yapısını, insan hakları, kişisel verilerin korunması, rekabet hukuku vs. perspektiflerden düzenlemeye çalışıyor. O halde, mesleki gelişim sürecinde bu gelişmelerin ve alanımıza etkilerinin önemi göz ardı edilmemelidir.

HUKUK GÜVENLİĞİNİN VE İSTİKRARININ ÖZÜ “ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK” İLKESİNİN EV SAHİPLİĞİNDE FİLİZLENİR

“Öngörülebilirlik” ve “kuralların uygulanmasını temin eden müeyyide gücü” hukukun en temel fonksiyonlarındandır. Hukuk güvenliğinin temini için yasaların, insan haklarını konu alan sözleşmelere ve anayasaya uygun olarak düzenlenmesi yetmez aynı zamanda bu kuralların yeknesak şekilde uygulanması da gerekir. Bu nedenledir ki; hukuk güvenliğinin ve istikrarının özü, öngörülebilirlik ilkesinin ev sahipliğinde filizlenmektedir. Bu güvencenin temini ve sorumluluğu, tüm hukukçulara aittir. Günümüzde, hukuk bilimiyle ilgilenen herkesin uzmanlaşması gerekmektedir. Ancak bu uzmanlaşma, kişiyi hukukun diğer alanlarından soyutlaştırmamalı ve ayrıştırılmamalıdır. Sağlam bir hukuk temeli için, hukuki olayların hem özel hukuk hem de kamu hukuku perspektifinden birlikte ele alınması gereklidir. Söz gelimi bir yatırım uyuşmazlığını tahlil ederken bunun vergi hukuku ve rekabet hukuku boyutunun da dikkate alınması gerekir.

Hukukçu, her daim gelişmeleri yakından takip etmelidir. Yasama organı mensubu olmayan bir hukukçu, gelişmeleri nasıl yakından takip edebilir? Yasa tasarılarını veya insan haklarına dair milletlerarası sözleşme hazırlıklarının okumalarını önceden yapabilir. Ayrıca hukuktaki gelişmelerin yönünü tayin edebilmek için, yerli ve yabancı kaynaklardan okumalar ve dinlemeler yaparak ekonomik ve siyasi gelişmeler, her daim göz ucu mesafesi yakınlığında tutulmalıdır.

TEKNOLOJİK GELİŞMELERİN NE GİBİ ETKİLERİNİ GÖRECEĞİZ?

Birkaç örnekle önümüzdeki dönemdeki muhtemel etkileri ele alalım. Teknolojik gelişmelerin, hukuk bilimindeki en sert etkisinin sözleşmeler alanında yaşanacağını ve bu etkinin delil temini ile isbat kuralları odağında yoğunlaşacağını düşünüyorum. Giderek yaygınlaşacak blockchain teknolojisi sayesinde gerek sözleşme metninin içeriği, gerekse sözleşme taraflarının ehliyet ve imza bakımından kayıtları bulut ortamında depolanmış olduğundan, gelecekte ispat tartışmalarının önemli ölçüde azalacağını tahmin ediyorum. Keza kripto paralar ile özellikle parasal edim içeren sözleşmeler bakımından, sözleşme tarafının ödeme güçlüğü içinde olup olmadığı da önceden karşı tarafça bilinebilecektir. Borçlunun ödeme taahhüdü de, tıpkı teminat mektubu veya teyitli çek gibi garantilenmiş olacaktır. Bu örneklerde olduğu gibi, teknolojik gelişmeleri takip eden hukukçunun, gelişmelerin muhtemel etkilerini mevcut kurum ve kurallar ile de ilişkilendirebilmesi gerekir.

GELECEĞİN HUKUKÇUSU ENTELEKTÜEL AÇIDAN NASIL DONANMALI?

Geleceğin hukukçusunun, temel bilimlerle yakından ilgilenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu yaklaşım, kişiyi düşünsel anlamda zenginleştireceği gibi, kişinin delillerin geçerliliğini ve etkisinini tahlil etme becerisinin gelişmesine de büyük katkı sağlayacaktır. Daha sorgulayıcı ve araştırmacı olmak ancak bu sayede mümkün olabilir. Hukuki olaylar arasındaki sebep sonuç tahlilinin sağlıklı şekilde yapılabilmesi için, sorgulayıcı şekilde tarih bilimi okumalarının yapılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim.

Hukukun hangi alanıyla ilgileniyor olunursa olsun, tüm hukukçuların koleksiyoner olması gerektiği kanaatindeyim. Kolleksiyonerlik, merak duygusunu tetikler, kişiye disiplin kazandırır. Seçici ve istikrarlı olmanın, bir işi tutkuyla ve sabırla yapmanın önemini sürekli olarak vurgular. Şüphesiz bu olumlu katkılar, kişinin mesleki yaşamında da olumlu yansımalar bulacaktır.

İlgi alanları ve hobiler çok farklı olabilse de, bilimdaşlarımın “Türkçe Sözlük Koleksiyonu” yapmalarını ise özellikle tavsiye ederim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir