18 Eylül 2020 Cuma

Hukuk eğitiminizi Türkiye’de ya da başka bir ülkede tamamladınız ve Amerika’da New York başta olmak üzere bazı eyaletlerin yabancı avukat ya da hukuk fakültesi mezunlarına denklik sağlayabildiği bilgisini edindiniz. Bu bilgi ilk etapta heyecan verici ve sıradışı bir kariyer planının kapılarını aralamış gibi görünse de, Amerika’da avukatlık yapmak aslında çoğu LL.M. öğrencisi ve mezununun hayallerini süsleyen bir seçenek. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu yolun da kendine özgü zorlukları var.

Kimden: SEZGİ GÜLER
Tarih : 18 Eylül 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : HUKUK EĞİTİMİNİ AMERİKA DIŞINDA TAMAMLAYIP AMERİKA’DA AVUKATLIK YAPMAK İSTEYENLERE GERÇEKÇİ TAVSİYELER

Hukuk eğitiminizi Türkiye’de ya da başka bir ülkede tamamladınız ve Amerika’da New York başta olmak üzere bazı eyaletlerin yabancı avukat ya da hukuk fakültesi mezunlarına denklik sağlayabildiği bilgisini edindiniz. Bu bilgi ilk etapta heyecan verici ve sıradışı bir kariyer planının kapılarını aralamış gibi görünse de, Amerika’da avukatlık yapmak aslında çoğu LL.M. öğrencisi ve mezununun hayallerini süsleyen bir seçenek. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu yolun da kendine özgü zorlukları var.

Sizin için önemli olan Amerika’da avukatlık yapma hedefini gerçekleştirmek için ayırmanız gereken kaynak ve zamanın hayattaki hedefleriniz ile uyumlu olup olmadığına karar vermek.

BEN KİMİM VE NELER YAPTIM?

Bakış açımı biraz daha iyi ortaya koyabilmek adına kısaca özgeçmişimden ve hedeflerimden de bahsedeyim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2014 yılında mezun olduktan sonra yaklaşık üç sene boyunca İstanbul’da finans ve sermaye piyasaları hukuku alanında çalıştım. Bu alana olan ilgi ve yatkınlığım sebebiyle Boston Üniversitesi’nde Bankacılık ve Finans Hukuku alanında yüksek lisans programını bölüm ikincisi olarak tamamladım ve New York Barosu’na kaydoldum. Baro kayıt sürecini takiben Massachusetts merkezli, global bir etki yatırımcısı (Impact Investor, kısaca, kar amacının yanısıra sosyal, ekonomik ve ekolojik kalkınma hedeflerini göz önünde bulundurarak yatırım yapan yatırımcılara verilen ad) ve fon yönticisinin hukuk departmanında yaklaşık iki yıl görev yaptım. Şu an girişim şirketleri ve risk sermayesi yatırımcılarına hizmet veren bir hukuk bürosu ile birlikte çalışıyor ve Boston’da kendi büromu açmaya hazırlanıyorum.

KARŞINIZA ÇIKMASI MUHTEMEL ZORLUKLAR
• Amerika’daki hukuk fakültesi mezunları ile rekabet etmek

Eğer Amerika’ya yerleşmek gibi bir planınız var ise, yüksek lisans (LL.M.) programlarından önce Amerika’da hukuk okuma, yani Juris Doctor (J.D.) seçeneğini araştırmanızı ve dikkatlice değerlendirmenizi tavsiye ederim. Zira LL.M. programları genellikle iki yılı aşkın olmayan ve mezuniyet sonrası ülkesine dönmeyi planlayan yabancı öğrencilere daha uygun olabilecek seçenekler. LL.M., J.D. programlarına kıyasla daha az zaman ve kaynak ayırarak bazı eyaletlerdeki baro sınavlarına girebilmenizi mümkün hale getirse de, iş bulma aşamasında Amerika’da hukuk okumuş kişilere kıyasla dezavantajlı konumda olacağınızı öngörerek kararlarınızı vermelisiniz.

Bilgi ve tecrübe bakımından Amerikalı hukuk mezunları ile rekabet edebilecek düzeyde olduğunuz varsayımında dahi bir LL.M. mezununun sadece sistem kaynaklı önemli dezavantajları bulunmakta. Bunlardan en önemlisi, Amerika’daki giriş seviyesindeki avukatlık pozisyonlarının genellikle aynı şirkette yaz stajı yapmış J.D. öğrencilerine ayrılmış olması. Amerika’daki büyük hukuk firmaları, her sene hukuk fakültelerine gelerek en yetenekli J.D. öğrencilerini yaz stajyeri olarak bünyesine katabilmek için birbirleriyle yarışmakta ve çok olağandışı bir durum ile karşılaşılmadıkça da stajyerlerini mezuniyet sonrası avukat olarak işe almaktadır. Bu imkan, ne yazık ki birkaç okul haricinde LL.M. öğrencilerine tanınmıyor.

Sisteme dayalı dezavantajların yanısıra, işe alımlarda Amerika’daki üç yıllık hukuk eğitimini tamamlamamış bir aday yerine bir LL.M. mezununun tercih edilmesi için güçlü sebeplerin var olması lazım.

• Teknik yeterliliklerinizi mükemmelleştirmek

Amerika’daki hukuk fakültelerinde rekabetin çok ön planda olduğunu duymuşsunuzdur. J.D. öğrencileri kendi aralarında kıyasıya yarışırken, sizin yabancı bir hukuk fakültesi mezunu olarak bu yarışa katılabilmeniz için teknik hukuki yeterliliğinizin mükemmele yakın seviyede olması gerekiyor. Bunun için de ortalama bir J.D. öğrencisinden daha fazla ders çalışmanız ve alanınızdaki gelişmeleri düzenli olarak takip etmeniz şart. Örneğin bir LL.M. mezunu olarak baro sınavına girecekseniz sınavda test edilecek bazı konuları en baştan çalışıp öğrenmeniz ve temelinizi oluşturmanız gerekecek. Bunun için de bir J.D. mezununa kıyasla daha fazla efor sarf edeceksiniz. İş hayatında da tek ve niş bir alanda uzmanlaşmış olsanız dahi sizden Amerikan hukukunun temel alanları hakkında da bilgi sahibi olmanız beklenecektir.

Teknik yeterliliğinizin yanısıra, baro sınavını geçebilmeniz ve Amerika’da avukat olarak çalışabilmeniz için yabancı dil yeterliliğinizi de sürekli olarak daha ileri seviyeye taşımanız gerekiyor. Çok küçük yaştan itibaren İngilizce öğrenmeye başlamış olsanız ve Türkiye’deki çevrenizde anadili İngilizce olan bireyler bulunsa dahi Amerika’da diksiyonunuzun anlaşılmaması gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durum, gündelik iş veya akademik hayatınız bakımından çok büyük bir zorluk teşkil etmeyebilir. Ancak önemli iş görüşmeleri sırasında ya da mahkeme önünde anlaşılmamak, vermek istediğiniz mesajın önüne geçebilir.

Amerikan aksanını doğru biçimde kullanabilmek ve mükemmelleştirmek adına bir meslektaşımın tavsiyesi ile araştırmaya başladığım konuşma terapisini belki siz de değerlendirip faydalı bulabilirsiniz.

• Yabancılık statüsü ve çalışma vizesi

Halihazırda Amerikan vatandaşı değilseniz veya göçmen vizeniz yok ise, hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra tam zamanlı ve kalıcı bir pozisyonda çalışabilmeniz için çalışma vizenize sponsor olmayı kabul eden bir işveren bulmanız gerekiyor. Tahmin edeceğiniz üzere ek maliyet ve göçmenlik yasaları ile uyum külfeti gibi gerekçelerle sponsorluk imkanı sağlayan işveren sayısı çok sınırlı. Benim, vizesinin süresi dolunca ülkesine dönmek durumunda kalan arkadaşlarıma kıyasla en büyük şansım göçmen tipi vizemin olması idi. Çok başarılı ve gelecek vadeden arkadaşlarım vize problemi sebebi ile birçok işverenin kapısından döndü.

Şayet hedefiniz öğrenci statüsünde iken mezuniyet öncesi ya da sonrasında bir seneden daha az bir süre ile hukuki tecrübe edinmek ise Optional Practical Training (OPT) ve Curricular Practical Training (CPT) imkanlarını araştırmalısınız.

• Amerika’daki iş çevrenizin sınırlı olması

Sizin de benim gibi Amerika’da hiçbir tanıdığınız yok ise kendi çabalarınız ile en baştan bir iş çevresi edinmeniz gerekecek. Zira, Amerika’da iş çevresi (network) ve iş bulma kavramları derinden bağlantılı. İş bulma konusunda çevrenizin kritik bir önemi bulunmakta. Bazı iş imkanları ve pozisyonlar ilan dahi edilmeden iş çevresi aracılığı ile (liyakat esasına aykırı olmaksızın) doldurulabiliyor. Bu sebeplerle, Amerika’ya geldiğiniz ilk günden itibaren iş çevrenizi oluşturmanız ve bağlantılarınız ile irtibat halinde kalmanız çok önemli.

Türkiye’deki profesyonel geçmişinizin ya da almış olduğunuz Amerikan hukuku derslerinin size çok büyük bir avantaj sağlamayabileceğini de belirtmek isterim. Eğer 5-10 yıllık iş tecrübesi bulunan bir avukatsanız, her şeye en baştan başlamaya hazırlıklı ve istekli olduğunuzdan emin olun.

Son olarak, eğer Amerika’da göçmen statüsünde bulunacaksanız, bu statünün getirdiği zorluk ve belirsizlikleri de nazara almanızı tavsiye ederim.

ZORLUKLARI AŞMANIZA YARDIMCI OLABİLECEK TAVSİYELER

Yazımın bu son bölümünde, basit ve test edilmiş stratejimi örnekler ile açıklayacağım. Bunlar kendi bilgi ve tecrübem çerçevesinde üretebildiğim çözümler. Bu konuyu daha fazla kişi ile tartışmak daha geniş bir perspektif edinmeniz bakımından faydalı olacaktır.

• Derslerinize beklenen özenden fazlasını göstererek hukuk fakültesinde edineceğiniz çevreyi, bir iş çevresine dönüştürebilirsiniz.

Amerika’da avukat olarak iş bulabilmenin büyük ölçüde iş çevrenize bağlı olduğundan bahsetmiştim. Amerika’ya geldiğimde kimseyi tanımıyordum ve networking etkinlikleri (alanınızda çalışan kişiler ile tanışmanızı ve bir araya gelmenizi sağlayan etkinlikler) konusunda da çok başarılı değildim. Ancak, yeteneklerime ve iyi bir avukat olduğuma dair inancım yüksekti ve iş yapış biçimim ile profesyonel anlayışımı ortaya koyabilmenin bir yolunu arıyordum.

Öncelikle Boston Üniversitesi’ndeki hocalarımı potansiyel işverenlerim olarak görerek işe başladım. Derslerime ortalama bir öğrenciden çok daha fazla özen ve ilgi göstererek tüm notlarımı olabildiğince yüksek tuttum. Örneğin, farazi bir bilgi notu (memorandum) taslağı ödevini dahi ciddiye alarak ve iş hayatımda müvekkillerime gösterdiğim özenle hazırladım.

Sonrasında, bir hocamın hukuki bir kaynağı güncellemek için iki adet gönüllüye ihtiyaç duyduğunu ve LL.M. program direktörümüzün notlarımın yüksek olması sebebi ile beni tavsiye ettiğini öğrendim. Bu fırsat, bir sonraki başlıkta anlatacağım kapıları araladı. Bu gönüllülük projesinde de elimden gelenin en iyisini yaparak hocamın takdirini kazandım ve aynı hocam mezuniyet sonrasında bana yerel bir bankada iş imkanı sundu. O dönemdeki sözleşmesel yükümlülüklerim sebebi ile teklifi kabul edemedim. Ancak bu tecrübemin, iyi iş yapış biçimini ilke edinmenin sağlayabileceği avantajlar konusunda iyi bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum.

Bu arada, hem ilk işimi hem de şu andaki işimi Boston Üniversitesi’ndeki hocalarım aracılığı ile bulduğumu eklemeliyim.

• Gönüllü olarak iş yapmak ve girişken olmak Amerika’da bir iş çevresi oluşturmanıza yardımcı olabilir. Dahası, gönüllü olarak birlikte çalıştığınız kişiler size iş fırsatları sunabilir.

Bahsettiğim gönüllü projenin benim için nasıl bir dönüm noktası teşkil ettiğini de açıklayayım. İlk çalıştığım proje çalışma alanım ile doğrudan ilgili değildi; ancak bana girişkenliğin önemini hatırlatması bakımından çok faydalı oldu.

Genel olarak, Türkiye’deki alışılagelmiş kürsü-amfi hiyerarşisinde birçok öğrencinin kendisine yer bulmakta ve hocalarına ulaşmakta güçlük çektiğini ve bu sebeple gerçek potansiyelini ortaya koyamadığını düşünüyorum. Amerika’da bu hiyerarşi daha az ön planda bulunduğundan, çalışmalarını ilgi ile takip ettiğim ve alanında saygın bir otorite haline gelmiş bir hocamı bir okuldaki bir kulüp etkinliğine davet ettim. Etkinlik sonrasında, hocama çalıştığı alan ile ilgilendiğimi ve gönüllü olarak destek verebileceğim bir projesi olup olmadığını sordum. Hocam bu teklifimi çok olumlu karşıladı. Birlikte yazılan birkaç makale ve aylar süren çalışma ilişkimizden sonra bana bir regülatör ile çalışmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Bu soru bir iş teklifine evrildi. Bu iş teklifi, beklenmedik gelişmeler sebebiyle olgunlaşmadı; ancak hocamla çok güzel bir dostluk kurduk ve zaman buldukça birlikte çalışmaya devam ediyoruz.

Amerika’daki ilk hukukçu pozisyonumu da New York Barosu’na kaydolmanın şartlarından biri olan, pro bono, yani ücretsiz hukuki hizmet verme yükümlülüğü sayesinde elde ettim. Yine benzer bir strateji ile Boston Üniversitesi’ndeki bir hocama gönüllülük teklifi ile ulaştım, bana sunulan projenin gerekliliklerini mükemmeliyetçi bir anlayışla yerine getirdim ve çabalarım sonucunda, kabul ettiğim iş teklifi aldım.

Sonuç olarak, hedeflerinize ulaşmakta size yardımcı olabileceğini düşündüğünüz kişiler ile mutlaka irtibat kurun. Onların hayatlarını nasıl kolaylaştırabileceğinizi düşünün ve makul tekliflerde bulunun. Teklifinizin gereklerini üstün bir çaba ile yerine getirin – aksi takdirde, hiç yoktan olumsuz bir intiba uyandırmış olursunuz. Bu yaklaşımınız sayesinde kuracağınız bağlantı ve ilişkiler daha fazla zaman ve çaba gerektirse de daha kalıcı olabilmekte, iş teklifi ve güçlü referanslara dönüşebilmektedir.

• Kariyer planınızda Türkiye’deki hukuki tecrübeleriniz ile anlamlı bağlantılar kurmanın yollarını düşünün. Bir sektörde uzmanlaştıysanız, uzmanlık alanınız ile uyumlu bir yol izlemeniz size iş bulma konusunda avantaj sağlayabilir.

Amerika’da çoğu zaman avukatlardan söz konusu sektörün gerçekleri ile uyumlu hukuki görüş vermeleri hatta bazen iş danışmanı rolünü üstlenmeleri beklenmektedir. Bu sebeple, Amerikalı avukatlar genellikle hukuki alanda uzmanlaştığı gibi (örneğin, kişisel verilerin korunması hukuku) sektör bazında da uzmanlaşmaktadır (örneğin, sağlık sektöründe kişisel verilerin korunması). Böylelikle belirli bir sektöre özgü hukuki meseleler ve sektör bazındaki hukuki düzenlemeler etkin bir biçimde incelenmekte ve çözümlendirilebilmektedir. Sizin de Türkiye’deki tecrübeniz belirli bir sektöre yönelik ise, bu uzmanlığı Amerika’daki kariyer planınız açısından da göz önünde bulundurmanız faydalı olabilir.

Ayrıca, bazı durumlarda potansiyel işverenlerinizin özgeçmişinize bakarken kendi kendisine soracağı “Neden bir J.D. mezunu yerine LL.M. mezununu işe almalıyım?” sorusunun anahtar cevaplarından birisi, uluslararası düzeyde hukuki tecrübeye sahip olmanız olabilir. Genelde J.D. öğrencilerinin pek azı hukuk fakültesi öncesi hukuki tecrübeye sahip olup, daha da az bir kısmı uluslararası bir tecrübeyi haiz bulunmaktadır.

Genellikle yurtdışındaki avukatlık tecrübesi Amerikalı işverenler tarafından soft skill, yani teknik olmayan beceri kategorisinde değerlendirilmekte. Ancak, her ne kadar belirleyici olmasa da, Türkiye’deki tecrübeniz ile Amerika’da başvurduğunuz iş ilanı arasındaki doğru bağlantıları kurmanız halinde bu tecrübeyi anlamlı bir hale getirerek diğer adaylara kıyasla avantajlı bir konuma geçmeniz mümkün olabilir. Bu husus, uluslararası operasyonları olan şirketler bakımından daha da fazla önem arz etmekte. Örneğin, Amerika’daki ilk işime ilişkin mülakatta farklı kültürler ve uluslararası mevzuat ile çalışma tecrübemin bulunduğunu vurgulamış; Türkiye ve Avrupa Birliği’nde alternatif fon yöneticilerine uygulanan kurallara ilişkin bilgi ve tecrübemin başvurduğum Amerika merkezli şirketin hukuk departmanına nasıl katkı sağlayabileceğini açıklamıştım.

Özetle, Amerika’da avukatlık yapma fırsatını elde etmek için önemli düzeyde zaman ve kaynak ayırmanız gerekmekte. Buna karşılık, attığınız her adım doğru ve mükemmel olsa dahi, size bağlı olmayan sebepler ile (örneğin çalışma vizelerine ilişkin hukuki gelişmeler) bu hedefi gerçekleştirememe riskiniz de bulunmakta. Hayattan neler beklediğinize dair önemli soruları kendinize sorduktan ve verdiğiniz cevaplardan tatmin olduktan sonra bu yatırım ve risklerin sizin için anlamlı olup olmadığına en iyi siz karar verebilirsiniz. Hangi yolu seçerseniz seçin, kendinize özgü profesyonel duruşunuz sizi gitmek istediğiniz yere ulaştıracak ya da yeni kapılar açacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir