19 Mayıs 2020 Salı

Yabancı dilde hukuki yazma becerisinin geliştirilmesi için gereken altyapının iki ana aşamadan oluşan bir süreç olarak algılanması ve planlamanın buna uygun yapılması başarılı sonuçlar vermektedir. Bu sürecin parçalarından birine odaklandığım 15 Mayıs 2020 tarihli paylaşımımda, hukuk İngilizcesi özelinde mesleki yabancı dil yeterliliğin geliştirilmesine hizmet edebilecek yöntemlerden bazılarını ele aldım. Bu yazıda, altyapının oluşturulması sürecindeki bir başka parçaya, ulus ötesi hukuki farkındalık oluşturulmasına odaklanarak, buna ilişkin tespit ve değerlendirmelerimi paylaşacağım.

Kimden: AYÇA AKKAYAN YILDIRIM
Tarih : 19 Mayıs 2020
Kime : Genç Hukukçu
Konu : YABANCI DİLDE HUKUKİ YAZMA BECERİSİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN GEREKEN ALT YAPININ OLUŞTURULMASI (II)

Yabancı dilde hukuki yazma becerisinin geliştirilmesi için gereken altyapının iki ana aşamadan oluşan bir süreç olarak algılanması ve planlamanın buna uygun yapılması başarılı sonuçlar vermektedir. Bu sürecin parçalarından birine odaklandığım 15 Mayıs 2020 tarihli paylaşımımda , hukuk İngilizcesi özelinde mesleki yabancı dil yeterliliğin geliştirilmesine hizmet edebilecek yöntemlerden bazılarını ele aldım. Bu yazıda, altyapının oluşturulması sürecindeki bir başka parçaya, ulus ötesi hukuki farkındalık oluşturulmasına odaklanarak, buna ilişkin tespit ve değerlendirmelerimi paylaşacağım.

Uluslararası mesleki faaliyet gösteren hukukçuların, herhangi bir açıdan yabancılık unsuru taşıyan mesleki faaliyetlerinde ve yabancı müvekkilleriyle ya da yabancı meslektaşlarıyla olan mesleki iletişimlerinde hukuk dili anlamındaki yabancı dil yeterliliğinin yanı sıra, ulus ötesi bir hukuki farkındalığa da sahip olmaları gerekmektedir.

Aynı gereklilik, lisansüstü eğitimini, uluslararası hukukçular için planlanmış hukuk yüksek lisans (LL.M.- Master of Laws/Magister Legum veya Legum Magister) ya da hukuk doktora (S.J.D.- Doctor of Juridical Science/Scientiae Juridicae Doctor veya Juridicae Scientiae Doctor) programlarında sürdürmeyi planlayan hukukçular bakımından da söz konusudur.

O halde, uluslararası mesleki faaliyette bulunma veya eğitim amaçlı olarak ister bir hukuki metni en başından İngilizce olarak kaleme almak gereksin, ister Türkçe kaleme alınmış bir hukuki metnin İngilizce’ye ya da tam tersi İngilizce kaleme alınmış bir hukuki metnin Türkçe’ye çevrilmesi ya da asıl ve çevirinin birlikte yorumlanması ihtiyacı söz konusu olsun, metinde verilmek istenilen bilgi ve mesajın, içerikteki iradenin, doğru iletilebilmesi ve doğru şekilde anlaşılabilmesi için hukukçu aşağıdaki hususları da göz önünde bulundurmalıdır:

  1. Metnin konusu ve içeriğinin hangi hukuk sisteminin/sistemlerinin esaslarına ilişkin olduğu (ve)
  2. Metnin hangi hukuk sistemine (kültürüne) dahil bir kişi ya da kitleye hitaben kaleme alındığı ya da tercüme edildiği.

Hukukçu, somut olayda bu iki hususu irdeledikten sonra, somut duruma uygun şekilde ön hazırlık ve planlama yapmalıdır. Yabancılık unsuru, sadece farklı (yabancı) bir dilde yazmayı gerektirmeyecek, yabancı bir dilde yazarken aynı zamanda o dilin hukuki tarzında yazabilmeyi ve (çoğu durumda da) farklı hukuk sistemine uygun (en azından o hukuk kültürüne mensup hukukçular tarafından anlaşılabilir) yazabilmeyi de gerektirebilecektir. Bu da o sistemdeki hukuki işleyişe, hukuki gerekçelendirme yöntemlerine, kurumlara, kavramlara -en azından temel düzeyde- AŞİNA OLMAYI gerektirir. Ulus ötesi hukuki farkındalığa sahip hukukçu işte bu aşamada, önündeki işin neyi gerektirdiğini, kendisinin gereken mesleki aşinalığa ne derece sahip olduğunu, ne yönde ve hangi kaynaklardan faydalanarak daha detaylı araştırma yapması/bilgilenmesi gerektiğini, (gerekiyorsa) kimden ve hangi düzeyde yardım almasının faydalı olabileceğini ölçüp değerlendirebilen hukukçudur.

Hukukçunun bilgisi, tecrübesi, dil yeterlilikleri, hukuki düşünme tarzı, ilgi ve yeteneklerinin tümü bu farkındalığın gelişiminde etkilidir. Sözün özü, kişi kendi içinde bulunduğu durumu ve karşı karşıya kaldığı mesleki vs. ihtiyaçları değerlendirerek ulus ötesi hukuki farkındalığını ancak kendisi geliştirebilir. Bu gelişim, ilgi duyulan ya da fiilen çalışılan alanda araştırma yapmak, ders almak, seminerlere katılmak, akademik yayınları takip etmek ya da lisansüstü eğitime devam ederek uzmanlaşmayı seçmek gibi farklı şekillerde sağlanabilir. HUKUKÇU KENDİ KİŞİSEL VE MESLEKİ ÖZELLİKLERİ İLE YETERLİLİKLERİNİ GERÇEĞE UYGUN TARZDA ANALİZ ETMELİ VE ULUS ÖTESİ HUKUKİ FARKINDALIĞINI GELİŞTİRMEK BAKIMINDAN KENDİ ŞARTLARINA EN UYGUN YOLLARA YÖNELMELİDİR.

Yabancı dilde hukuki metinleri yazma becerilerinin hangi durumlarda önem arz edebileceği üzerinde düşünmek, somut örnekleri değerlendirmek yol gösterici olabilir.

Yabancı dilde yazmak, yurt içinde mesleki faaliyet gösteren bir hukukçu bakımından hangi durumlarda mesleğin icrası sürecinin bir parçası ve gereği olabilir?

Bu sorunun cevabını teşkil edecek sınırlı bir liste oluşturmak elbette mümkün değil. Hukuki ilişkilerin ve uyuşmazlıkların ne kadar farklı ve çok yönlü olabildiğini göz önünde bulundurduğumuzda, bu listenin de aynı şekilde uzamaya devam edeceğini söyleyebiliriz. O halde İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden ve iyi düzeyde İngilizce bilen hukukçu (A)’nın mesleki faaliyetini İngilizce olarak sürdürmesi gerekecek birkaç örnek durumu (uyuşmazlık özeline inmeden) sıralayalım.

  • (A); yabancı müvekkilleri ile ya da (A)’nın yerli müvekkili bir yabancı ile hukuki uyuşmazlık içinde ise (gereken hallerde) karşı taraf ve vekili ile mesleki çerçevedeki (sözlü ve) yazılı iletişimini İngilizce gerçekleştirecektir.
  • (A), müvekkilinin yabancı olması ve yargılama sürecinin Türkiye’de yürütülecek olması halinde Türkçe hazırlayacağı dava dilekçesi vs. dilekçelerin, ara kararlar da dahil olmak üzere uyuşmazlığa ilişkin Türk yargı kararlarının vb. metinlerin İngilizce tercümelerini hazırlayarak müvekkiline sunacaktır. Ayrıca her gelişme bakımından, duruşmalardan sonra vs. müvekkiline İngilizce olarak raporlama yapacaktır. </li>
  • (A), yabancılık unsuru taşıyan iş ve ilişkilerde protokol, sözleşme vb. hukuki metinlerin İngilizce hazırlanması ya da İngilizce hazırlanmış metinlerin incelenmesi ve (gereken durumlarda) düzeltilmesi faaliyetlerini yürütecektir.
  • (A), müvekkilinin taraf olduğu uluslararası uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi söz konusu ise, süreci İngilizce yürütecektir.

Bu kısa listede yer alan her bir ihtimal bakımından, işin ne olduğu, müvekkilin kim olduğu, karşı tarafın kim olduğu, hukuki ilişkinin ve/veya uyuşmazlığın niteliği ve/veya hangi aşamada olduğu, somut ilişkiye/uyuşmazlığa ilişkin çözüm yolu ve uygulanacak hukuk seçimleri vb. pek çok etken, (A)’nın İngilizce yeterliliğinin yanı sıra o işi (gerektiği gibi) yürütebilmesi bakımından ulus ötesi hukuki farkındalık anlamında ihtiyaç duyacağı ekstra donanımların da belirleyicisi olacaktır.

Yukarıdaki genel örnekler benzerini biraz daha detaylandırıp, canlandıralım. (A)’nın bir müvekkiline dava açan karşı tarafın, aralarındaki (Anglo-Sakson hukuklarının etkisindeki örneklerden esinlenilerek hazırlanmış) aslı İngilizce olan sözleşmeyi ve Türkçe tercümesini, görevli ve yetkili Türk Mahkemesi’ne sunduğunu varsayalım. Somut uyuşmazlık (A)’nın müvekkilinin sözleşmenin bir hükmü ile yükümlülük altına girmiş olup olmadığı noktasında toplansın ve uygulanacak hukuk olarak da Türk Hukuku belirlenmiş olsun. (A)’nın davalı avukatı olarak başarılı bir savunma yapabilmesinin şartı, öncelikle aslı İngilizce olan sözleşmenin Anglo-Sakson hukuklarının etkisindeki örneklerden esinlenilerek (alıntı yapılarak) hazırlandığını fark etmesi ve hukuki gerekçelerini hem bu tarzda İngilizce sözleşme hazırlama tekniklerini, hem de Türk hukuku çerçevesindeki yorum kurallarını ve güven nazariyesini beraberce değerlendirerek oluşturmasıdır. (A), sözleşmenin tamamını göz önünde bulundurarak, uyuşmazlık konusu hükmün amaç ve kapsamını, hangi sözcük ve/veya hukuki deyimlerin (legal phrase) kullanılması halinde sözleşme taraflarının bir yükümlülük altına girmiş sayılabileceğini vb. birçok hususu dikkatle değerlendirerek savunmasını hazırlamalıdır. Bu bakış açısı ve yöntemle (A)’nın, karşı tarafça iddia edilenin aksine, gerçek iradeyi yansıtmayan bire bir tercümeyle bağlı kalınmaması gerektiğini savunup, yoruma muhtaç hükmün gerçek anlamını tartışarak bu hususta haklılığını ortaya koyabilmesi mümkündür. (A)’nın başarısı, iyi bir yerel hukuk bilgisinin yanısıra, bir hukukçu olarak ulus ötesi hukuki farkındalığa sahip olması (yabancı bir hukuk kültürüne aşinalık) ve yabancı hukuk diline hakimiyeti sayesinde kazanılmış olacaktır. (A), uyuşmazlık sonrasında değil de, sözleşmenin akdi esnasında hukuki destek sağlamış olsa idi, (ideal olarak) gerçek taraf iradelerini, sözleşmenin esaslarını ve muhtemel hukuki sonuçları değerlendirmeksizin kopyala yapıştır tarzıyla sözleşme yapılmasını engelleyebilirdi.

Somutlaştırmaya çalıştığım hukuki farklılıkları algılamak, isabetle nitelendirmek, mesleki yorumunuza ve hukuki metinlere yansıtabilmek, değindiğim zorlu süreçte yeşerip gelişecek ulus ötesi hukuki bakış açısı ve yabancı dilde hukuki yazma becerileri sayesinde mümkün olacaktır.

Karşılaştırmalı hukuka ilişkin ilgi ve bilginizin artması da bakış açınızın gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Karşılaştırmalı hukuk alanındaki çalışmalarınız, hukuki sorunlara çok daha geniş bir perspektiften bakabilmenizi, bunlara ilişkin daha önce üzerinde hiç düşünmediğiniz birçok ilginç soruyu sorabilmenizi, bunlara cevap bulabilmenizi ve aynı zamanda bir hukukçu olarak aynı soruya birbirinden çok farklı cevaplar verilebileceğinin de farkına varmanızı sağlayacaktır. BROADEN YOUR (PROFESSIONAL) HORIZONS!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir